28 Ocak 2017 Cumartesi

Bir sürü cevaplı soru

selam, minik bir ara vermiştim bütünleme sınavlarım yüzünden, artık devam edebilirim gelsin beşinci soru.

her zaman ve bazen özlediğin iki şey

Düşündüm ve her zaman özlediğim bir şeyin olmadığına karar verdim. Benim için geride bırakılan bir arkadaş ya da akraba ya da bir eşya yok. Daima acısını çektiğim bir özlem yok, şanslıyım gerçekten. 

Bazen özlemini çektiğim ise binlerce şey var. O saf duygularla aşık oluşum.Onu gerçekten bir kediyi sever gibi sevdim,karşılık beklemeden.Ama sadece o duyguları özlüyorum. Geride özlenecek bir insan kalmadı neyse ki . Sonra, yüzmeyi çok özlüyorum kışın, rüyalarımın çoğu deniz kıyısında geçiyor. Morrisseyi özlüyorum üç gün dinlemeyince, kalbini kırdığım bir arkadaşım var mesela onu da çok özlüyorum ama uzak durmam gerektiğini hissettiğim için bir şey demiyorum. öyle.

---

Soru 6:hatırladığın en eski anı nedir?

ben beş yaşındayken İzmir'e gitmiştik. Amcamın evi vardı, bahçede şarkı söylüyordum, sonra amcam gelip bana da şarkı söyle demişti.Ben de utanıp içeri kaçıp orada bağırarak şarkı söylemeye devam etmiştim. :)  çok şirin bir anıydı. Amcam sonra vefat etti ama onunla tanıştığım için mutlu oldum hep.Çok keyifli bir adamdı.

----

Soru 7:Eğer bir hayvan olsaydın hangisi olurdun?

İki hayvan arasında kaldım;Panda ve kedi. Ama muhtemelen kedi olurdum çünkü insanlara kendimi sevdirmeye bayılıyorum. Sev beeeniiğ diye kucaklarına yatıyorum bizimkilerin. Gerçek bir kedi var içimde. Panda da olabilirdin dedi arkadaşım şimdi. olabilirdim cidden. neden insan oldum ki?!

---

Soru 8; bir sonraki hayatında kim olmak isterdin?

müthiş bir soru bu.İyice düşünmek istiyorum... Aklıma İsa geldi ilk olarak. Yazılan kitaptan bağımsız olarak (çünkü kitapta bir sürü çelişki ve ucu açık konu var) bir kahramandı bence İsa. İnsanların günahını üzerine almak için çarmıha gerildi. İtiraz etmedi.Sadece acısını çekti.Büyük saygı duymaktayım kendisine.

İkinci olarak da Gandhi yazmak istiyorum. Öldükten sonra herkesin iyi hatırlayacağı biri olmak istiyorum çünkü.Bir kahraman olamam belki ama bir kaç insanın hayatına dokunmuş olmak bile güzel olurdu. Kıskanıyorum böyle insanları. 

Üçüncü olarak da Mina Urgan. Muazzam bir hayat yaşamış. Biraz para kazanayım yaptığı çoğu şeyi yapmak istiyorum. Türkiye'de yaşamamış olsaydı ilk sıraya bile alırdım. 


---

soru 9;Göç etmek zorunda kalsan yaşamak için seçeceğin ülke?

Bu soruya düşünmem gerekmiyor. Göç etme kısmını bile geçiniz, İtalya. Toscana,hatta. Sakin sakin duran tepeler. Denizin berraklığı. İnsanların sıcaklığı. yaşamdan keyif alıyorlar,bu belli, Türkiye'de eskide kalan bir şey bu. Mina urgan'ı o kadar kıskanmamın sebebi bu. Bodrum'un şuanki halinden binlerce farklı bir haldeyken yaşamış orada. her yere doğa sevgisinden mahrum rantçılar sahip çıkmadan önce. 


--
bence bu günlük bu kadar kafi. Biraz aceleye getirilmiş gibi oldu ama fazla vaktim yok, bitirmem gereken bir sürü şey var. 


İyi haftasonları =)


27 Ocak 2017 Cuma

dolce vita

Merhabaaaa, saat 01.16 ve arkadaşımın evindeyim. ve hayat çok güzel. FİN.


.....



hayır hayır sadece bu kadar değil,daha da yazacağım. Challenge ye yarın devam etmek istiyorum, merak etmeyin. sadece her şeyi sırasıyla yapan biri değilim. istikrar benim hiç sahip olamayacağım bir özellik. her neyse. bahsetmek istediğim bir kaç konu var. La la land izledik az önce. kalbimi eritti, gerçek anlamıyla. kendimi üzgün rulo yapıp tavanı izlemek istedim. galiba birinden hoşlanıyorum. hiç bir fikrim yok. galiba o da benden hoşlanıyor? böyle şeyler nasıl karşılıklı olabilir anlamıyorum. ama bu sefer bir şey yapmayacağım. akışına bırakmak en iyisi.

hayat güzel gidiyor.bütünleme sınavları vardı.sınavına girdiğim hiç bir dersi geçemeyeceğim gibi gözükmekte, önemli değil.  değiştirmek istediğim bir şey yok. galiba asıl mutluluk bu. arkadaşımın kanepesinde yatacağım. sabah güzel bir kahvaltı edeceğiz. evet sadece bunları yazmak istemiştim ne bileyim. iyi geceler ^.^

(filmi izlemediyseniz dinlemeyin,ilk defa filmde duyun daha güzel olur)


19 Ocak 2017 Perşembe

Hepimiz uzaylı değil miyiz?

Hai hai hai again.

geldik challange'nin üçüncü sorusuna . Şu, Hayatın bir kitap/film olsa türü ve adı ne olurdu?

Önce kitap sonra da filmi yazayım. Zaten sınavlardan kaçıyorum şuan bolca vaktim var. Çavdar tarlasında çocuklar tarzı bir roman olurdu herhalde.Ciddiyetsiz,kafası karışık bir roman kahramanının aklına eseni yapması. bilemiyorum. anlatacak çok az şeyim var.Muhtemelen elli sayfa falan olurdu.Güzel tasvirler yapabilirim ama. Aşık olduğum zaman yazdığım günlük yazıları bugün bile hoşuma gidiyor.  Mina Urgan'a çok özeniyorum mesela ama onun hayatının dörtte birini yaşamadım daha. Umarım seksenlerime geldiğimde öyle muhteşem yaşanmışlıklarla dolu kitaplar yazabilirim. Günlüğümün adı Gons, bir anlamı yok. Kitaba da böyle anlamsız hoşuma giden bir isim verebilirdim.

Filme gelecek olursam. Aslında müthiş bir film izleyicisi değilim. Fazla uzun geldiği için bolca dizi izliyorum. Ama türü kara mizah olabilirdi, çünkü ne zaman saçma bir olay yaşasam iyi taraflarına bakıyorum. Bu biraz deliliğe işaret ama karanlık tarafa odaklanınca geçmiyor hayat. soluk mavi nokta güzel bir isim. Carl Sagan beyefendinin müthiş konuşmasından geliyor. Hayatımı anlatan film için de uygun olabilir, yine pek iddalı olmadı,olsun.

David Bowie dostum eşliğinde uzay vatandaşlığı başvurumu yaptım. Ben gideyim artık

18 Ocak 2017 Çarşamba

Challange timee

Merhaba. Az önceki üzgün yazımı sildim.Umutlu şeyler yazalım, güzel şeyler olsun. Evet, olmalı.

Sonik Hanımın challange'ına katılmak istedim. Bir gün gecikmeli de olsa görev bilip hepsini cevaplayacağım çünku sorular çok şirin ^.^

Önce soruları bir koyayım şuraya:




Kendimi beş sözcükle anlatmak için yirmi dakikadır duvarı izlemekteyim. Neyse evet başlayayım

1-Kararsız-Dengesiz

Kendimi bildim bileli felaket kararsız ve dengesiz biriyim. Yavaş yavaş aşmaya başlıyorum gibi. Verdiğim kararlar üzerine onbeş saniyeden fazla düşünmezsem hiç sorun kalmıyor. Nasıl çözüm ama? =)

2-Olumlu (çözüm odaklı)

Bir sorun olduğunda ilk düşündüğüm şey çözüm oluyor. Soruna üzülmek değil. Yapacak bir şey yoksa düşünmüyorum bile. bence muazzam bir özellik.Süpergüç gibi bir şey.

3- Zevkli

Değer verdiğim kişilerin nelerden hoşlandığını not alıp onlara özel günlerde ona göre hediyeler alıyorum. Özel gün olmasa bile alıyorum ya da kendim yapıyorum. Bu yüzden iyi bir hediye-alıcıyım. Yine bayaa hoşuma giden bir özelliğim bu.

4- Düzensiz-Plansız

Plan yapmayı çok seviyorum aslında.Ama sonra yaptığım planlardan karda yuvarlanan panda gibi uzaklaşıyorum. Salaklık. başka bir şey değil. yapacak bir şey yok ama

5- Sadist

Kendimi affetmiyorum geçmişteki olaylar için. Şimdi olsa yine aynılarını yapardım ama iş kendini affetmeye gelince sen kimsinn yaa, karbon israfı diyorum kendime. yine yapacak bir şey yok..


-------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Gelelim ikinci soruya..

Evet veriyorum tarifi


Kalbimi Kazanmanın beş yolu

1- Dürüstlük

Bu kesinlikle ilk sırada. Çünkü ben açık bir kitap gibi olduğumdan karşıdakinden de dürüstlük bekliyorum.Söylenen gerçekler yalandan daha fazla kıramaz kalbimi.Ciddiyim.

2-Nezaket-ince düşünce

Bu da yine sırasını değiştiremeyeceğim bir şey.Her şeye karşı nazik olan insan diğerlerinden çok çok önde benim için. Şiddete gelemiyorum zaten buralarda yaşamak bayaa zor.

3-Ortak zevkler

Böyle şeylere gereğinden fazla takıntılıyım galiba. Ortak zevklerimiz olan insanlara sarılmak istiyorum hemen. Mesela morrissey,house md,küçük prens,guiness bira,kedi sevgisi,dışı şekerli ekşi jelibonlar,snooker vb vb


4-Yaratıcılık

Yaratıcı planlar ya da hediyelerle anında kalbimi çalabilirsiniz. Bana yarın Eymir'e gidip meyveli şarapla piknikleyelim diyin ve kedi gibi mırlayayım.O derece. Ve hediye alması çok kolay bir insanım zaten. Bir sürü takip ettiğim dizi ve sevdiğim şey var. bana bir kartpostal getirin seni hatırlattı diye, anında çalın götürün kalbimi =) bayaa kolay biriyim bu konuda.

5-Anlayış-pozitiflik

Herkes gibi iyi anlarım-kötü anlarım oluyor.Kötü anlarda konuşmak istemiyorum genelde.Pozitif kalıp ben konuşmadan anlayıp bir şeyler yaparsanız da çalarsınız kalbimi. Mesela bir paket jelibon ya da bir biraya tav olurum hemen. demiştim kolay biriyim diye.

--

Kendimi iyi hissettim yazarken. Teşekkürler sonik Hanım =)

diğer sorularda görüşmek üzere.


3 Ocak 2017 Salı

merry crisis and a happy new fears

hai hai hai then..

2017'ye özel bir beklentiler yazısı yazmak istemedim.yalnızca küçük bir özet yapacağım. Hayatımın en aklı başında,aynı zamanda da tam tersi yılıydı. Kendimi geliştirdim büyüdüm, biraz akıllandım. açık bir kitap gibi olmaya karar verdim mesela. neyin ne olduğunu önemsemiyorum. içimde kalan şeylerin ağırlık yapmasından sıkıldım. bir süre de böyle yaşarım.

2016 yılının özellikle hazirandan sonrası harikaydı. Hayattan gerçekten keyif aldım. ülkemiz için iyi gelişmeler olmuyordu ama zaten takip etmiyordum. bedenimi kuma gömüp denizi izledim saatlerce. bunu anlatamam ama içimde büyük sıkıntılar oluşturuyor bu ülke. her şeyiyle.
her neyse. sonra okulun ikinci sıfının birinci dönemi geldi. ve bitti. yani tam olarak okuduğunuz sürede geçti diyebilirim. çoğunlukla eğlendiğim, bir parça üzüldüğüm ve HİÇ ders çalışmadığım bir dönemdi. iştahın varsa yemek ye, enerjin varsa koş, ders çalışmak istemiyorsan da çalışma. mottom bu. her şeyi koşa koşa yaşamaktan sıkılıp sakinleşmek istedim. benim için bir şeyin tadını çıkarmak sessizlikle ve yavaşlıkla mümkün. şu aralar sessiz bir şekilde oturup dışarıyı izlemek çok iyi hissettiriyor mesela.

öyle işte. 2017nin ilk anlarında uyuyordum . canım sıkılmıştı erkenden içmeye başladım. sonra kustum ve sonra da uyudum. pek eğlenceli olmadı ama pişman da değilim. geceyi 0 vukuatla atlatmış olmam müthiş.  ne kadar içersem içeyim bir şekilde aklım başımda kalıyor galiba. 3 saat sonra uyandım. kalkıp su içtim kahve yaptım. ailem geldi o sıra sakince onları karşıladım geceyi nasıl geçirdiklerini dinledim falan. sonra haberler.. yukarıda , bu ülkede yaşamanın içimde nasıl büyük bir sıkıntı yarattığından bahsetmiştim. her geçen gün daha zor daha zor...

Bu arada sherlock ve doctor who'nun christmas bölümlerini izledim. doctor who kalbimi eritti. o kadar özlemişim ki. ve river öldüğü için o üzgün tavırları. üzgün karakterileri ruhuma yakın buluyorum. umarım doctor bir parça üzgün kalır hep.

sherlock ise tam olarak istediğim gibi bir bölümle geri döndü. kabul edelim beklentileri yüksek biri değilim.

bir de naked isimli filmi izledim. 1993 yapımı. içinde uzun ince bir adet David Thewlis barındıran.. Başkalarına rahatça önerebileceğim bir film değildi, ama -sanırım- 80.dakikalarda güvenlik görevlisi ile diyalog müthişti. gerçekten ufuk açıcı bir konuşmaydı. şapşik bir fotoğraf koyayım.

naked 1993 ile ilgili görsel sonucu

benden bu kadar. dün mağazada kısık sesle çalarken duyduğum aaaa damien rice çalıyor diye atladığım ve muazzam duyma yeteneğimle arkadaşlarımı şaşırttığım (swh) şarkıyı bırakıyorum . şarkıyı barındıran closer filmi de hoşuma gitmişti çünkü Clive Owen beyefendiyi de sevmekteyim. şarkını sonundaki 'till i find somebody new kısmı favorim. insan ilişkilerini bu kadar abartmamak gerekiyor,gerçeklik bu.