Selam.
sabahtan beri ders çalışacağım diye süründüm.Yeterince sürünmemiş olacağım ki hala bir bölüm daha friends izleyesim var.Bu gidişe bir dur demek için blog yazayım dedim. Biraz da burada sürüneyim.
kısaca en son yazdığımdan beri özet geçip kendim hakkında bir bilgi vereceğim. Birkaç kişide gördüm ,güzel,yapılabilir,olumlu.
Özetle;okulun bir dönemi daha bitti. Kaçtayım bilmiyorum tam olarak,iki ile üç arası bir yer ,belki iki nokta dörtte falanım. Soranlara üç diyorum çünkü seneye de 3 diyince hatırlamayacaklar,neden üç demeyeyim.Bu dönem derslerim onbeş kat daha iyi. çünkü geçen yıl yedi dersin altısından kalmıştım. Yani bu yıl 3 dersi geçsem bile başarıydı ama artık altta ders bırakmak istemiyorum sıkıldım. Ha yeterince çalışıyor muyum, yo. Zaten kim bir şeyleri yeterince yapıyor ki. (cevap vermeyin bu bir avuntu benim için). onun dışındaa, hızlı geçti ya ne olduğunu anlamadım bile. güzel güzel anılar var ama hala yurtdışına falan çıkamadım bu üzücü. İyi haber, yapmak istediklerimi minik minik yapmaya başladım. kötü haber, milyonlarca şey yapmak istiyormuşum :( neyse olsun bir yerden başlamak gerek. Birçok kez depresyona girdim ondan daha fazla kez de çıktım. Stresle başa çıkamıyor olabilirim bilmiyorum bu konuyu biraz daha ertelemek istiyorum. bir psikoloğa görünesim var ama bunu da erteleyelim biraz daha. Bir sürü dizi izledim, yazmak istiyorum bunları tek tek. Biraz kitap okudum. Okumak istediğimden çok daha az. Hiç gitmediğim kadar çok sinemaya gittim. sonuncusu sevgilim sayesinde oldu sinema güzel bir çift etkinliği. Yapmak istediğimden daha az piknik yaptım daha az gezdim galiba. şuan yine biraz depresifim olumsuz şeylere odaklanmayayım. Genel olarak çok güzel bir yıldı, şubat ayından itibaren. Gerçekten anlaşıldığımı hissettim ve dinlendirici oldu bu benim için. Öncesinde hep kendimle çatışıyordum , her şey için. Bu yıl kendimi affettim, barıştık tatlış biri. Söyleyeceklerim bu kadardı, saçma bilgiyi verip uzaklaşayım.
#Yakın bir zamana kadar çekik gözlü insanlardan ve hintlilerin alınlarındaki siyah noktadan korkuyordum
Sonra nasıl yendim bilmiyorum kendiliğinden geçti.
İyi akşamlarr
mutlu yıllar
ho hoo hooo
28 Aralık 2017 Perşembe
21 Mayıs 2017 Pazar
Selamlarrrr.
Ben mutluyken yazamıyorum bunu fark ettim. Günlük yazarken de öyle. mutluyum yazıp noktalayasım geliyor. Ama blog yazmayı özledim,şimdi bir şeylerden bahsedeceğim
Öncelikle, hayatımla alakalı her şey çok güzel gidiyor. Staj yapacağım yeri buldum. Galiba bir sorun çıkmayacak. Net olmayan şeyler çok yorucu değil mi? nefret ediyorum böyle.
Sonra, kitap okuyorum onlardan bahsedeyim Ahmet Hamdi Tanpınar'ın saatleri ayarlama enstitüsü. Uzun süredir aklımdaydı, nihayet okumaya başladım. Başlangıçta kitap gitmiyor gibi geldi alışamadım, ama sonraki bölümler bir anda düştüm kitabın içine. Üvey annesinin adamı beklerken yaptığı reçelleri anlatıyordu. Zamanın geçtiğini anlatmanın ne naif bir yolu. Çok hoşuma gitti. bir de Didem Madak'ın şiiri geldi aklıma. ^Bazen sevinince annem gibi, Rengârenk reçeller dizerim kalbimin raflarına^
öyle işte. Kafka'nın Milena'ya mektuplarını okuyordum. yarım kaldı gibi. Kafka beni sadece üzdü. neden bu kadar hassas. Bu insanların kişiliği mi yoksa kendilerini eğitebilirler mi bilmiyorum. Bu kötü bir şey mi onu da bilmiyorum. Ama beni üzüyor böyle insanlar. Fanuslarda falan saklamak lazım.
aaa
antoine de saint exupery'nin insanların dünyası kitabını okudumm. Harikaydı.eğer benim gibi küçük prens seviyorsanız kesinlikle okumanız gereken bir kitap. Yazarın hangi psikolojiyle yazdığını anlamak adına müthiş bir deneyimdi. Biyografi ve minik minik bölümlerden oluşuyor. Kitap fuarından almıştım böyle bir kitabın varlığından habersiz, heyecanla. çok güzeldi . küçük prens sevmiyorsanız bile okuyun lütfen.
Aylak Adam'ı okudum bir de ondan bahsedeyim. *spoiler* Sonunda keşke Oğuz Atay'ın beyaz mantolu adam hikayesindeki gibi denize yürüseydi. Eserler arasında tarih farkı da var biliyorum ama sonunun bir yere bağlanmasını gerçekten isterdim. şimdi durup durup aklıma eserdeki adam gelecek.
*
evet bunlardan bahsetmek istedim öyle. Sing street izledik, harika bir filmdi.Vakit bulursanız izlemenizi tavsiye ederim. Filmden güzel bir şarkı koyayım alta.
Ben mutluyken yazamıyorum bunu fark ettim. Günlük yazarken de öyle. mutluyum yazıp noktalayasım geliyor. Ama blog yazmayı özledim,şimdi bir şeylerden bahsedeceğim
Öncelikle, hayatımla alakalı her şey çok güzel gidiyor. Staj yapacağım yeri buldum. Galiba bir sorun çıkmayacak. Net olmayan şeyler çok yorucu değil mi? nefret ediyorum böyle.
Sonra, kitap okuyorum onlardan bahsedeyim Ahmet Hamdi Tanpınar'ın saatleri ayarlama enstitüsü. Uzun süredir aklımdaydı, nihayet okumaya başladım. Başlangıçta kitap gitmiyor gibi geldi alışamadım, ama sonraki bölümler bir anda düştüm kitabın içine. Üvey annesinin adamı beklerken yaptığı reçelleri anlatıyordu. Zamanın geçtiğini anlatmanın ne naif bir yolu. Çok hoşuma gitti. bir de Didem Madak'ın şiiri geldi aklıma. ^Bazen sevinince annem gibi, Rengârenk reçeller dizerim kalbimin raflarına^
öyle işte. Kafka'nın Milena'ya mektuplarını okuyordum. yarım kaldı gibi. Kafka beni sadece üzdü. neden bu kadar hassas. Bu insanların kişiliği mi yoksa kendilerini eğitebilirler mi bilmiyorum. Bu kötü bir şey mi onu da bilmiyorum. Ama beni üzüyor böyle insanlar. Fanuslarda falan saklamak lazım.
aaa
antoine de saint exupery'nin insanların dünyası kitabını okudumm. Harikaydı.eğer benim gibi küçük prens seviyorsanız kesinlikle okumanız gereken bir kitap. Yazarın hangi psikolojiyle yazdığını anlamak adına müthiş bir deneyimdi. Biyografi ve minik minik bölümlerden oluşuyor. Kitap fuarından almıştım böyle bir kitabın varlığından habersiz, heyecanla. çok güzeldi . küçük prens sevmiyorsanız bile okuyun lütfen.
Aylak Adam'ı okudum bir de ondan bahsedeyim. *spoiler* Sonunda keşke Oğuz Atay'ın beyaz mantolu adam hikayesindeki gibi denize yürüseydi. Eserler arasında tarih farkı da var biliyorum ama sonunun bir yere bağlanmasını gerçekten isterdim. şimdi durup durup aklıma eserdeki adam gelecek.
*
evet bunlardan bahsetmek istedim öyle. Sing street izledik, harika bir filmdi.Vakit bulursanız izlemenizi tavsiye ederim. Filmden güzel bir şarkı koyayım alta.
iyi pazarlarr
2 Nisan 2017 Pazar
Gökyüzünü Olumlamak
Hai old friends. Hello from the other side.
nasılsınız görüşmeyeli. Ben felaket iyiyim. Bu kadar mutlu ve sorunsuz olduğum için de yazacak bir şey kalmıyor.Ama ileride dönüp bloga bakacaksam mutlu günleri de yazmalıyım diye düşündüm.
Sınav dönemindeyim. Aslıda şuan odanın köşesine bakarak ileri geri sallanıyor olmam gerekirdi.eski ben olsa böyle şeyler yapardı eminim. Ama sakin karşıladım ilk defa,içimde ders çalışma isteği var. her şeyden önce, bir söz verdim.Panda sözü. Ve panda sözleri tutulmazsa ne olur biliyor musunuz? sonsuza dek lanetlenirsiniz. Bir panda fotoğrafı ya da videosu gördüğünüzde kalbiniz ponçik ponçik olmaz.Feci kötü bir lanet bu. Sadece gerçek panda dokunuşu aşabilir ama pandalar da taa Çin'de. Yani zor.Anlatabiliyor muyum. Panda sözü vermeyin lütfen olur olmadık,bakın çok önemli.
Yapmak istediğim şeyler listesinin başına erasmusu ekledim blog :)) komik çünkü ortalamam okula devam eden bir kedinin biraz üstü. Olsun insan önce istemeli değil mi.?
Bir de staj gerginliği var üzerimde.Her şeyin torpille ilerlemesi sinir bozucu. Şapşik bir yerde staj yapmak istiyorum, zaten para da vermeyecekler neden bu kadar zorluyorlar ki?
neyse gidip biraz alkollerin bir şeylere bağlanma mekanizması falan çalışayım.
lots of love <3
nasılsınız görüşmeyeli. Ben felaket iyiyim. Bu kadar mutlu ve sorunsuz olduğum için de yazacak bir şey kalmıyor.Ama ileride dönüp bloga bakacaksam mutlu günleri de yazmalıyım diye düşündüm.
Sınav dönemindeyim. Aslıda şuan odanın köşesine bakarak ileri geri sallanıyor olmam gerekirdi.eski ben olsa böyle şeyler yapardı eminim. Ama sakin karşıladım ilk defa,içimde ders çalışma isteği var. her şeyden önce, bir söz verdim.Panda sözü. Ve panda sözleri tutulmazsa ne olur biliyor musunuz? sonsuza dek lanetlenirsiniz. Bir panda fotoğrafı ya da videosu gördüğünüzde kalbiniz ponçik ponçik olmaz.Feci kötü bir lanet bu. Sadece gerçek panda dokunuşu aşabilir ama pandalar da taa Çin'de. Yani zor.Anlatabiliyor muyum. Panda sözü vermeyin lütfen olur olmadık,bakın çok önemli.
Yapmak istediğim şeyler listesinin başına erasmusu ekledim blog :)) komik çünkü ortalamam okula devam eden bir kedinin biraz üstü. Olsun insan önce istemeli değil mi.?
Bir de staj gerginliği var üzerimde.Her şeyin torpille ilerlemesi sinir bozucu. Şapşik bir yerde staj yapmak istiyorum, zaten para da vermeyecekler neden bu kadar zorluyorlar ki?
neyse gidip biraz alkollerin bir şeylere bağlanma mekanizması falan çalışayım.
lots of love <3
27 Şubat 2017 Pazartesi
CHALLANGEYİ BİTİRDİĞİM YAZI.yey.
Hai hai haaii. müthiş eğlenceli bir oscar gecesinde sevdicekle konuşmaya dalmışken dedim ki aa challangeyi bitirmedim. Teknik olarak yine yalan söylemiş oldum geç kaldım ama detaylara takılmayalım. Bu iş bu gece bitecek dostlarım.
Soru15: Onbeş yaşındaki birine vereceğin nasihat ne olurdu?
Kendi 15 yaşında halimi düşünüyorum, güzel kitaplar oku güzel filmler izle ve kimseyi fazla ciddiye alma derdim herhalde. Harry potter ve talihsiz serüvenler dizisini o zamanlar okumak isterdim mesela.Genel olarak eğlen,iyi arkadaşlıklar kurmaya çalış ve her şey sonsuza dek sürecekmiş gibi düşünme diyebilirim. Yaşadığım üzüntüler,yaptığım kavgalar,sınav stresi, o dönemleri çok az ve kötü anılar olarak hatırlamamı sağladı,bunu istemezdim mesela.Eğlen be 15 yaşındaki dostum, o günler geri gelmiyor.
---
Soru 16:Kağıda bir şeyler çiz ve bize göster
Tabii, hemen.

Üç boyutlu elma. :))
---
SON SORU:2017 de olmasını çok istediğin bir şey
Sevgilimle Morrissey konserine gitmek. Kim bilir.. Yurtdışına çıkmak bile olabilir aslında sadece. Eskişehir de olur.Yarın Kızılay'da buluşsak bile kafi geldi şuan. Evet. Başka da düşünüyorum, öyle çok istediğim bir şey bulamadım, sağlıklı,mutlu,sevdiklerimle geçirdiğim bir yıl olsun yeterli.
Ve tadaaaaa.
Nasıl da -21 gün falan gecikmeli de olsa- bitirdim soruları. :))))))
Okuduğunuz için teşekkürler. Güzel challenge bulursam başlayayım seneye kadar bitiririm.
İyi Oscargeceleri =)
Soru15: Onbeş yaşındaki birine vereceğin nasihat ne olurdu?
Kendi 15 yaşında halimi düşünüyorum, güzel kitaplar oku güzel filmler izle ve kimseyi fazla ciddiye alma derdim herhalde. Harry potter ve talihsiz serüvenler dizisini o zamanlar okumak isterdim mesela.Genel olarak eğlen,iyi arkadaşlıklar kurmaya çalış ve her şey sonsuza dek sürecekmiş gibi düşünme diyebilirim. Yaşadığım üzüntüler,yaptığım kavgalar,sınav stresi, o dönemleri çok az ve kötü anılar olarak hatırlamamı sağladı,bunu istemezdim mesela.Eğlen be 15 yaşındaki dostum, o günler geri gelmiyor.
---
Soru 16:Kağıda bir şeyler çiz ve bize göster
Tabii, hemen.

Üç boyutlu elma. :))
---
SON SORU:2017 de olmasını çok istediğin bir şey
Sevgilimle Morrissey konserine gitmek. Kim bilir.. Yurtdışına çıkmak bile olabilir aslında sadece. Eskişehir de olur.Yarın Kızılay'da buluşsak bile kafi geldi şuan. Evet. Başka da düşünüyorum, öyle çok istediğim bir şey bulamadım, sağlıklı,mutlu,sevdiklerimle geçirdiğim bir yıl olsun yeterli.
Ve tadaaaaa.
Nasıl da -21 gün falan gecikmeli de olsa- bitirdim soruları. :))))))
Okuduğunuz için teşekkürler. Güzel challenge bulursam başlayayım seneye kadar bitiririm.
İyi Oscargeceleri =)
;)
25 Şubat 2017 Cumartesi
Challenge'yi bitirmeye çok yaklaştığım ama bitirmediğim yazı
Selam pek sevgili insanlar. (Ve uzaylılar)

Tabii ki üzerinde rebel yazmıyordu :(( İnsan neden çocuk şapkasına rebel yazısı basar ki? Karanlık tarafın çocukları ele geçirmeye yönelik sübliminal mesajları olabilir. Bir gizemi daha çözdük......
Galiba 5-6 yaşındayken İzmir'den alındı, şuanda da oluyor ama tam değil.
-----
Soru 12: Son 10 yılda hayatında neler değişti?
Her şey değişti hayatımda, on yıl önce dokuz yaşında bir insan yavrusuydum ve açıkçası pek de hatırlamıyorum o günleri. En yakın hatırladığım anılar lise 2 gibi onlarda da 15 yaşında falanım. Ortaokulda çok kitap okur radyo dinlerdim. Radyoyu kapattığımı bile hatırlamıyorum geceleri de o programlarla uyurdum. Ceyhun Yılmaz şiir okurdu olmayan aşkın acısını çekerdim böyle uzaklara dalardım şiir yazmaya çalışırdım. off ne berbat şiirler ya açmayayım şimdi bu konuyu. Sonra liseye başladım, Almanca öğrendim,sonra unuttum. Yurtdışına çıktım, bir daha çıkamadım, arkadaşlığın ve insan ilişkilerinin önemini anladığım yıllar işte. sonra da üniversiteye girdim, ilk senesi yalnızlık ve kendimi sorgulamayla geçti.İkinci sene de uzun süredir mutlu olmadığım kadar mutlu,kendinden emin ve hayattan keyif alan biriyim.Bakalım on yıl sonra bunları okuduğumda ne düşünüyor olacağım.
---
Soru 13; 10 yıl sonra nerede, nasıl yaşamak istiyorsun?,
Sakin,denize kıyısı olan yeşil bir yerde.(Tam bir lokasyon veremedim galiba artık Yurtdışında yaşarım diyemeyeceğim kadar bağlıyım buraya.ama on yıla neler değişir bilinmez belki koşarak kaçacağım iki yıl sonra) Bir adet ortaboy pofidik bir köpek,birkaç adet balık ve sevdiğim insanla yaşamak istiyorum.Beş altı tane de çiçek. Deniz gören geniş balkonlu bir ev olabilir. Mavi duvarları olur,salonda bir duvara kitaplar çizgi romanlar koyacağımız raflar yaparız, Az eşya olur ama,fazla olunca geriliyorum. Bir elleri bir ellerim yeter. ahaha edebiyat yapmadan geçemedim burayı.
---
Soru 14;Keşke arkadaşım olsa dediğin ünlü kim?
MORRİSSEY demek istedim ama o beni arkadaşı olarak görmezdi, zira et seven biriyim.Keşke görse de konserlere gidip muzlu süt içerek sahne kenarında onu izlesem. :(
Onun yerine Hugh laurie diyebilirim, 4 yıl önceye kadar büyük bir aşk besliyordum kendisine,hala çok yetenekli olduğunu düşünüyorum,müthiş bir insan ya. Ve son olarak da (evet bir sürü insan yazasım geliyor,durduramıyorum) Anthony Bourdain. Harika biri cidden, seviyoruz ailecek. Son son olarak da Ayhan Sicimoğlu.Hastasıyım.Artık susayım.
---
Yazıyı yeterince uzattığım için son üç soruyu da yarın cevaplamaya karar verdim.Bakalım neler yazacağım.
Devamı parmaktan sonra.
Yakşamlar.
Bu da yakınlarda izlediğim İnside of llewyn davis filminden minnoş bir şarkı.Bence müthiş.
Uzun süredir yazmıyordum,Challange'yi bitirmeye üşendiğimi düşünüyorsanız felaket haklısınız.Herkes bitirip yeni sorular cevaplamaya başlamışken dedim ki, madem başladın pengwing bitir şu işi.Yapabilirsin dedim, ayna karşısına geçip do it,just DO IT yaptım,sonra da geldim laptopu açtım üç dört bölüm daha office izledim.:(
Tüm hızımla (kaplumbağa dostlarımızla kıyasyalabilirsiniz) soruları cevaplayacağım şimdi,izleyin sadece.
Tüm hızımla (kaplumbağa dostlarımızla kıyasyalabilirsiniz) soruları cevaplayacağım şimdi,izleyin sadece.
Soru 11:Dolabındaki en eski kıyafet (fotoğrafı ve anlamı)
Fotoğrafını çekmeye gerçekten üşendim,google'dan resmini bulmaya çalışacacağım şimdi
Hah,bunun turuncusu;

Tabii ki üzerinde rebel yazmıyordu :(( İnsan neden çocuk şapkasına rebel yazısı basar ki? Karanlık tarafın çocukları ele geçirmeye yönelik sübliminal mesajları olabilir. Bir gizemi daha çözdük......
Galiba 5-6 yaşındayken İzmir'den alındı, şuanda da oluyor ama tam değil.
-----
Soru 12: Son 10 yılda hayatında neler değişti?
Her şey değişti hayatımda, on yıl önce dokuz yaşında bir insan yavrusuydum ve açıkçası pek de hatırlamıyorum o günleri. En yakın hatırladığım anılar lise 2 gibi onlarda da 15 yaşında falanım. Ortaokulda çok kitap okur radyo dinlerdim. Radyoyu kapattığımı bile hatırlamıyorum geceleri de o programlarla uyurdum. Ceyhun Yılmaz şiir okurdu olmayan aşkın acısını çekerdim böyle uzaklara dalardım şiir yazmaya çalışırdım. off ne berbat şiirler ya açmayayım şimdi bu konuyu. Sonra liseye başladım, Almanca öğrendim,sonra unuttum. Yurtdışına çıktım, bir daha çıkamadım, arkadaşlığın ve insan ilişkilerinin önemini anladığım yıllar işte. sonra da üniversiteye girdim, ilk senesi yalnızlık ve kendimi sorgulamayla geçti.İkinci sene de uzun süredir mutlu olmadığım kadar mutlu,kendinden emin ve hayattan keyif alan biriyim.Bakalım on yıl sonra bunları okuduğumda ne düşünüyor olacağım.
---
Soru 13; 10 yıl sonra nerede, nasıl yaşamak istiyorsun?,
Sakin,denize kıyısı olan yeşil bir yerde.(Tam bir lokasyon veremedim galiba artık Yurtdışında yaşarım diyemeyeceğim kadar bağlıyım buraya.ama on yıla neler değişir bilinmez belki koşarak kaçacağım iki yıl sonra) Bir adet ortaboy pofidik bir köpek,birkaç adet balık ve sevdiğim insanla yaşamak istiyorum.Beş altı tane de çiçek. Deniz gören geniş balkonlu bir ev olabilir. Mavi duvarları olur,salonda bir duvara kitaplar çizgi romanlar koyacağımız raflar yaparız, Az eşya olur ama,fazla olunca geriliyorum. Bir elleri bir ellerim yeter. ahaha edebiyat yapmadan geçemedim burayı.
---
Soru 14;Keşke arkadaşım olsa dediğin ünlü kim?
MORRİSSEY demek istedim ama o beni arkadaşı olarak görmezdi, zira et seven biriyim.Keşke görse de konserlere gidip muzlu süt içerek sahne kenarında onu izlesem. :(
Onun yerine Hugh laurie diyebilirim, 4 yıl önceye kadar büyük bir aşk besliyordum kendisine,hala çok yetenekli olduğunu düşünüyorum,müthiş bir insan ya. Ve son olarak da (evet bir sürü insan yazasım geliyor,durduramıyorum) Anthony Bourdain. Harika biri cidden, seviyoruz ailecek. Son son olarak da Ayhan Sicimoğlu.Hastasıyım.Artık susayım.
---
Yazıyı yeterince uzattığım için son üç soruyu da yarın cevaplamaya karar verdim.Bakalım neler yazacağım.
Devamı parmaktan sonra.
Yakşamlar.
Bu da yakınlarda izlediğim İnside of llewyn davis filminden minnoş bir şarkı.Bence müthiş.
13 Şubat 2017 Pazartesi
life goes easy on me
Hai hai hai my dears.
nasılsınız? ben çok iyiyim. Uzun süredir yazmıyordum, çünkü hayat falan. biliyorsunuz.Bu arada sevgili yaptım. Bir hayli mutluyum bu konuda, herkese anlatmak istiyorum onu Ama anlatmayacağım,çünkü kimsenin umrunda olmaz zaten. Evet. Life goes easy on me, kısmını yaşıyorum hayatın. Akışına bıraktım her şeyi. güzel. Challange biteli olmuştur tabii, olsun ben yine de cevaplayacağım biraz =)
Soru 10; Asla unutmak istemediğin bir anın.
Aslında, unutmak istediğim bir anı yok. Yaşadığım ne varsa hepsi de öyle olmasını istediğim için öyle oldu.hepsinden de memnunum. Ama 11.sınıftaki doğum günü partim benim için çok özel bir anı. Çok güzel bir gündü herkes bir şeyler almış ya da yapmıştı aile gibiydik.
Onun dışındaa sevgilimin ilk seni seviyorum mesajını unutmak istemiyorum.Ve o günü de.
öyle işte.
--
ya bu yazıyı böyle yayınlayıp yeni yazıya başlamak istiyorum iki hafta oldu yazıp taslak olarak bırakalı.
nasılsınız? ben çok iyiyim. Uzun süredir yazmıyordum, çünkü hayat falan. biliyorsunuz.Bu arada sevgili yaptım. Bir hayli mutluyum bu konuda, herkese anlatmak istiyorum onu Ama anlatmayacağım,çünkü kimsenin umrunda olmaz zaten. Evet. Life goes easy on me, kısmını yaşıyorum hayatın. Akışına bıraktım her şeyi. güzel. Challange biteli olmuştur tabii, olsun ben yine de cevaplayacağım biraz =)
Soru 10; Asla unutmak istemediğin bir anın.
Aslında, unutmak istediğim bir anı yok. Yaşadığım ne varsa hepsi de öyle olmasını istediğim için öyle oldu.hepsinden de memnunum. Ama 11.sınıftaki doğum günü partim benim için çok özel bir anı. Çok güzel bir gündü herkes bir şeyler almış ya da yapmıştı aile gibiydik.
Onun dışındaa sevgilimin ilk seni seviyorum mesajını unutmak istemiyorum.Ve o günü de.
öyle işte.
--
ya bu yazıyı böyle yayınlayıp yeni yazıya başlamak istiyorum iki hafta oldu yazıp taslak olarak bırakalı.
28 Ocak 2017 Cumartesi
Bir sürü cevaplı soru
selam, minik bir ara vermiştim bütünleme sınavlarım yüzünden, artık devam edebilirim gelsin beşinci soru.
her zaman ve bazen özlediğin iki şey
Düşündüm ve her zaman özlediğim bir şeyin olmadığına karar verdim. Benim için geride bırakılan bir arkadaş ya da akraba ya da bir eşya yok. Daima acısını çektiğim bir özlem yok, şanslıyım gerçekten.
Bazen özlemini çektiğim ise binlerce şey var. O saf duygularla aşık oluşum.Onu gerçekten bir kediyi sever gibi sevdim,karşılık beklemeden.Ama sadece o duyguları özlüyorum. Geride özlenecek bir insan kalmadı neyse ki . Sonra, yüzmeyi çok özlüyorum kışın, rüyalarımın çoğu deniz kıyısında geçiyor. Morrisseyi özlüyorum üç gün dinlemeyince, kalbini kırdığım bir arkadaşım var mesela onu da çok özlüyorum ama uzak durmam gerektiğini hissettiğim için bir şey demiyorum. öyle.
---
Soru 6:hatırladığın en eski anı nedir?
ben beş yaşındayken İzmir'e gitmiştik. Amcamın evi vardı, bahçede şarkı söylüyordum, sonra amcam gelip bana da şarkı söyle demişti.Ben de utanıp içeri kaçıp orada bağırarak şarkı söylemeye devam etmiştim. :) çok şirin bir anıydı. Amcam sonra vefat etti ama onunla tanıştığım için mutlu oldum hep.Çok keyifli bir adamdı.
----
Soru 7:Eğer bir hayvan olsaydın hangisi olurdun?
İki hayvan arasında kaldım;Panda ve kedi. Ama muhtemelen kedi olurdum çünkü insanlara kendimi sevdirmeye bayılıyorum. Sev beeeniiğ diye kucaklarına yatıyorum bizimkilerin. Gerçek bir kedi var içimde. Panda da olabilirdin dedi arkadaşım şimdi. olabilirdim cidden. neden insan oldum ki?!
---
Soru 8; bir sonraki hayatında kim olmak isterdin?
müthiş bir soru bu.İyice düşünmek istiyorum... Aklıma İsa geldi ilk olarak. Yazılan kitaptan bağımsız olarak (çünkü kitapta bir sürü çelişki ve ucu açık konu var) bir kahramandı bence İsa. İnsanların günahını üzerine almak için çarmıha gerildi. İtiraz etmedi.Sadece acısını çekti.Büyük saygı duymaktayım kendisine.
İkinci olarak da Gandhi yazmak istiyorum. Öldükten sonra herkesin iyi hatırlayacağı biri olmak istiyorum çünkü.Bir kahraman olamam belki ama bir kaç insanın hayatına dokunmuş olmak bile güzel olurdu. Kıskanıyorum böyle insanları.
Üçüncü olarak da Mina Urgan. Muazzam bir hayat yaşamış. Biraz para kazanayım yaptığı çoğu şeyi yapmak istiyorum. Türkiye'de yaşamamış olsaydı ilk sıraya bile alırdım.
---
soru 9;Göç etmek zorunda kalsan yaşamak için seçeceğin ülke?
Bu soruya düşünmem gerekmiyor. Göç etme kısmını bile geçiniz, İtalya. Toscana,hatta. Sakin sakin duran tepeler. Denizin berraklığı. İnsanların sıcaklığı. yaşamdan keyif alıyorlar,bu belli, Türkiye'de eskide kalan bir şey bu. Mina urgan'ı o kadar kıskanmamın sebebi bu. Bodrum'un şuanki halinden binlerce farklı bir haldeyken yaşamış orada. her yere doğa sevgisinden mahrum rantçılar sahip çıkmadan önce.
--
bence bu günlük bu kadar kafi. Biraz aceleye getirilmiş gibi oldu ama fazla vaktim yok, bitirmem gereken bir sürü şey var.
İyi haftasonları =)
27 Ocak 2017 Cuma
dolce vita
Merhabaaaa, saat 01.16 ve arkadaşımın evindeyim. ve hayat çok güzel. FİN.
.....
hayır hayır sadece bu kadar değil,daha da yazacağım. Challenge ye yarın devam etmek istiyorum, merak etmeyin. sadece her şeyi sırasıyla yapan biri değilim. istikrar benim hiç sahip olamayacağım bir özellik. her neyse. bahsetmek istediğim bir kaç konu var. La la land izledik az önce. kalbimi eritti, gerçek anlamıyla. kendimi üzgün rulo yapıp tavanı izlemek istedim. galiba birinden hoşlanıyorum. hiç bir fikrim yok. galiba o da benden hoşlanıyor? böyle şeyler nasıl karşılıklı olabilir anlamıyorum. ama bu sefer bir şey yapmayacağım. akışına bırakmak en iyisi.
hayat güzel gidiyor.bütünleme sınavları vardı.sınavına girdiğim hiç bir dersi geçemeyeceğim gibi gözükmekte, önemli değil. değiştirmek istediğim bir şey yok. galiba asıl mutluluk bu. arkadaşımın kanepesinde yatacağım. sabah güzel bir kahvaltı edeceğiz. evet sadece bunları yazmak istemiştim ne bileyim. iyi geceler ^.^
(filmi izlemediyseniz dinlemeyin,ilk defa filmde duyun daha güzel olur)
.....
hayır hayır sadece bu kadar değil,daha da yazacağım. Challenge ye yarın devam etmek istiyorum, merak etmeyin. sadece her şeyi sırasıyla yapan biri değilim. istikrar benim hiç sahip olamayacağım bir özellik. her neyse. bahsetmek istediğim bir kaç konu var. La la land izledik az önce. kalbimi eritti, gerçek anlamıyla. kendimi üzgün rulo yapıp tavanı izlemek istedim. galiba birinden hoşlanıyorum. hiç bir fikrim yok. galiba o da benden hoşlanıyor? böyle şeyler nasıl karşılıklı olabilir anlamıyorum. ama bu sefer bir şey yapmayacağım. akışına bırakmak en iyisi.
hayat güzel gidiyor.bütünleme sınavları vardı.sınavına girdiğim hiç bir dersi geçemeyeceğim gibi gözükmekte, önemli değil. değiştirmek istediğim bir şey yok. galiba asıl mutluluk bu. arkadaşımın kanepesinde yatacağım. sabah güzel bir kahvaltı edeceğiz. evet sadece bunları yazmak istemiştim ne bileyim. iyi geceler ^.^
(filmi izlemediyseniz dinlemeyin,ilk defa filmde duyun daha güzel olur)
19 Ocak 2017 Perşembe
Hepimiz uzaylı değil miyiz?
Hai hai hai again.
geldik challange'nin üçüncü sorusuna . Şu, Hayatın bir kitap/film olsa türü ve adı ne olurdu?
Önce kitap sonra da filmi yazayım. Zaten sınavlardan kaçıyorum şuan bolca vaktim var. Çavdar tarlasında çocuklar tarzı bir roman olurdu herhalde.Ciddiyetsiz,kafası karışık bir roman kahramanının aklına eseni yapması. bilemiyorum. anlatacak çok az şeyim var.Muhtemelen elli sayfa falan olurdu.Güzel tasvirler yapabilirim ama. Aşık olduğum zaman yazdığım günlük yazıları bugün bile hoşuma gidiyor. Mina Urgan'a çok özeniyorum mesela ama onun hayatının dörtte birini yaşamadım daha. Umarım seksenlerime geldiğimde öyle muhteşem yaşanmışlıklarla dolu kitaplar yazabilirim. Günlüğümün adı Gons, bir anlamı yok. Kitaba da böyle anlamsız hoşuma giden bir isim verebilirdim.
Filme gelecek olursam. Aslında müthiş bir film izleyicisi değilim. Fazla uzun geldiği için bolca dizi izliyorum. Ama türü kara mizah olabilirdi, çünkü ne zaman saçma bir olay yaşasam iyi taraflarına bakıyorum. Bu biraz deliliğe işaret ama karanlık tarafa odaklanınca geçmiyor hayat. soluk mavi nokta güzel bir isim. Carl Sagan beyefendinin müthiş konuşmasından geliyor. Hayatımı anlatan film için de uygun olabilir, yine pek iddalı olmadı,olsun.
David Bowie dostum eşliğinde uzay vatandaşlığı başvurumu yaptım. Ben gideyim artık
geldik challange'nin üçüncü sorusuna . Şu, Hayatın bir kitap/film olsa türü ve adı ne olurdu?
Önce kitap sonra da filmi yazayım. Zaten sınavlardan kaçıyorum şuan bolca vaktim var. Çavdar tarlasında çocuklar tarzı bir roman olurdu herhalde.Ciddiyetsiz,kafası karışık bir roman kahramanının aklına eseni yapması. bilemiyorum. anlatacak çok az şeyim var.Muhtemelen elli sayfa falan olurdu.Güzel tasvirler yapabilirim ama. Aşık olduğum zaman yazdığım günlük yazıları bugün bile hoşuma gidiyor. Mina Urgan'a çok özeniyorum mesela ama onun hayatının dörtte birini yaşamadım daha. Umarım seksenlerime geldiğimde öyle muhteşem yaşanmışlıklarla dolu kitaplar yazabilirim. Günlüğümün adı Gons, bir anlamı yok. Kitaba da böyle anlamsız hoşuma giden bir isim verebilirdim.
Filme gelecek olursam. Aslında müthiş bir film izleyicisi değilim. Fazla uzun geldiği için bolca dizi izliyorum. Ama türü kara mizah olabilirdi, çünkü ne zaman saçma bir olay yaşasam iyi taraflarına bakıyorum. Bu biraz deliliğe işaret ama karanlık tarafa odaklanınca geçmiyor hayat. soluk mavi nokta güzel bir isim. Carl Sagan beyefendinin müthiş konuşmasından geliyor. Hayatımı anlatan film için de uygun olabilir, yine pek iddalı olmadı,olsun.
David Bowie dostum eşliğinde uzay vatandaşlığı başvurumu yaptım. Ben gideyim artık
18 Ocak 2017 Çarşamba
Challange timee
Merhaba. Az önceki üzgün yazımı sildim.Umutlu şeyler yazalım, güzel şeyler olsun. Evet, olmalı.
Sonik Hanımın challange'ına katılmak istedim. Bir gün gecikmeli de olsa görev bilip hepsini cevaplayacağım çünku sorular çok şirin ^.^
Önce soruları bir koyayım şuraya:

Kendimi beş sözcükle anlatmak için yirmi dakikadır duvarı izlemekteyim. Neyse evet başlayayım
1-Kararsız-Dengesiz
Kendimi bildim bileli felaket kararsız ve dengesiz biriyim. Yavaş yavaş aşmaya başlıyorum gibi. Verdiğim kararlar üzerine onbeş saniyeden fazla düşünmezsem hiç sorun kalmıyor. Nasıl çözüm ama? =)
2-Olumlu (çözüm odaklı)
Bir sorun olduğunda ilk düşündüğüm şey çözüm oluyor. Soruna üzülmek değil. Yapacak bir şey yoksa düşünmüyorum bile. bence muazzam bir özellik.Süpergüç gibi bir şey.
3- Zevkli
Değer verdiğim kişilerin nelerden hoşlandığını not alıp onlara özel günlerde ona göre hediyeler alıyorum. Özel gün olmasa bile alıyorum ya da kendim yapıyorum. Bu yüzden iyi bir hediye-alıcıyım. Yine bayaa hoşuma giden bir özelliğim bu.
4- Düzensiz-Plansız
Plan yapmayı çok seviyorum aslında.Ama sonra yaptığım planlardan karda yuvarlanan panda gibi uzaklaşıyorum. Salaklık. başka bir şey değil. yapacak bir şey yok ama
5- Sadist
Kendimi affetmiyorum geçmişteki olaylar için. Şimdi olsa yine aynılarını yapardım ama iş kendini affetmeye gelince sen kimsinn yaa, karbon israfı diyorum kendime. yine yapacak bir şey yok..
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Gelelim ikinci soruya..
Evet veriyorum tarifi
Kalbimi Kazanmanın beş yolu
1- Dürüstlük
Bu kesinlikle ilk sırada. Çünkü ben açık bir kitap gibi olduğumdan karşıdakinden de dürüstlük bekliyorum.Söylenen gerçekler yalandan daha fazla kıramaz kalbimi.Ciddiyim.
2-Nezaket-ince düşünce
Bu da yine sırasını değiştiremeyeceğim bir şey.Her şeye karşı nazik olan insan diğerlerinden çok çok önde benim için. Şiddete gelemiyorum zaten buralarda yaşamak bayaa zor.
3-Ortak zevkler
Böyle şeylere gereğinden fazla takıntılıyım galiba. Ortak zevklerimiz olan insanlara sarılmak istiyorum hemen. Mesela morrissey,house md,küçük prens,guiness bira,kedi sevgisi,dışı şekerli ekşi jelibonlar,snooker vb vb
4-Yaratıcılık
Yaratıcı planlar ya da hediyelerle anında kalbimi çalabilirsiniz. Bana yarın Eymir'e gidip meyveli şarapla piknikleyelim diyin ve kedi gibi mırlayayım.O derece. Ve hediye alması çok kolay bir insanım zaten. Bir sürü takip ettiğim dizi ve sevdiğim şey var. bana bir kartpostal getirin seni hatırlattı diye, anında çalın götürün kalbimi =) bayaa kolay biriyim bu konuda.
5-Anlayış-pozitiflik
Herkes gibi iyi anlarım-kötü anlarım oluyor.Kötü anlarda konuşmak istemiyorum genelde.Pozitif kalıp ben konuşmadan anlayıp bir şeyler yaparsanız da çalarsınız kalbimi. Mesela bir paket jelibon ya da bir biraya tav olurum hemen. demiştim kolay biriyim diye.
--
Kendimi iyi hissettim yazarken. Teşekkürler sonik Hanım =)
diğer sorularda görüşmek üzere.
Sonik Hanımın challange'ına katılmak istedim. Bir gün gecikmeli de olsa görev bilip hepsini cevaplayacağım çünku sorular çok şirin ^.^
Önce soruları bir koyayım şuraya:

Kendimi beş sözcükle anlatmak için yirmi dakikadır duvarı izlemekteyim. Neyse evet başlayayım
1-Kararsız-Dengesiz
Kendimi bildim bileli felaket kararsız ve dengesiz biriyim. Yavaş yavaş aşmaya başlıyorum gibi. Verdiğim kararlar üzerine onbeş saniyeden fazla düşünmezsem hiç sorun kalmıyor. Nasıl çözüm ama? =)
2-Olumlu (çözüm odaklı)
Bir sorun olduğunda ilk düşündüğüm şey çözüm oluyor. Soruna üzülmek değil. Yapacak bir şey yoksa düşünmüyorum bile. bence muazzam bir özellik.Süpergüç gibi bir şey.
3- Zevkli
Değer verdiğim kişilerin nelerden hoşlandığını not alıp onlara özel günlerde ona göre hediyeler alıyorum. Özel gün olmasa bile alıyorum ya da kendim yapıyorum. Bu yüzden iyi bir hediye-alıcıyım. Yine bayaa hoşuma giden bir özelliğim bu.
4- Düzensiz-Plansız
Plan yapmayı çok seviyorum aslında.Ama sonra yaptığım planlardan karda yuvarlanan panda gibi uzaklaşıyorum. Salaklık. başka bir şey değil. yapacak bir şey yok ama
5- Sadist
Kendimi affetmiyorum geçmişteki olaylar için. Şimdi olsa yine aynılarını yapardım ama iş kendini affetmeye gelince sen kimsinn yaa, karbon israfı diyorum kendime. yine yapacak bir şey yok..
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Gelelim ikinci soruya..
Evet veriyorum tarifi
Kalbimi Kazanmanın beş yolu
1- Dürüstlük
Bu kesinlikle ilk sırada. Çünkü ben açık bir kitap gibi olduğumdan karşıdakinden de dürüstlük bekliyorum.Söylenen gerçekler yalandan daha fazla kıramaz kalbimi.Ciddiyim.
2-Nezaket-ince düşünce
Bu da yine sırasını değiştiremeyeceğim bir şey.Her şeye karşı nazik olan insan diğerlerinden çok çok önde benim için. Şiddete gelemiyorum zaten buralarda yaşamak bayaa zor.
3-Ortak zevkler
Böyle şeylere gereğinden fazla takıntılıyım galiba. Ortak zevklerimiz olan insanlara sarılmak istiyorum hemen. Mesela morrissey,house md,küçük prens,guiness bira,kedi sevgisi,dışı şekerli ekşi jelibonlar,snooker vb vb
4-Yaratıcılık
Yaratıcı planlar ya da hediyelerle anında kalbimi çalabilirsiniz. Bana yarın Eymir'e gidip meyveli şarapla piknikleyelim diyin ve kedi gibi mırlayayım.O derece. Ve hediye alması çok kolay bir insanım zaten. Bir sürü takip ettiğim dizi ve sevdiğim şey var. bana bir kartpostal getirin seni hatırlattı diye, anında çalın götürün kalbimi =) bayaa kolay biriyim bu konuda.
5-Anlayış-pozitiflik
Herkes gibi iyi anlarım-kötü anlarım oluyor.Kötü anlarda konuşmak istemiyorum genelde.Pozitif kalıp ben konuşmadan anlayıp bir şeyler yaparsanız da çalarsınız kalbimi. Mesela bir paket jelibon ya da bir biraya tav olurum hemen. demiştim kolay biriyim diye.
--
Kendimi iyi hissettim yazarken. Teşekkürler sonik Hanım =)
diğer sorularda görüşmek üzere.
3 Ocak 2017 Salı
merry crisis and a happy new fears
hai hai hai then..
2017'ye özel bir beklentiler yazısı yazmak istemedim.yalnızca küçük bir özet yapacağım. Hayatımın en aklı başında,aynı zamanda da tam tersi yılıydı. Kendimi geliştirdim büyüdüm, biraz akıllandım. açık bir kitap gibi olmaya karar verdim mesela. neyin ne olduğunu önemsemiyorum. içimde kalan şeylerin ağırlık yapmasından sıkıldım. bir süre de böyle yaşarım.
2016 yılının özellikle hazirandan sonrası harikaydı. Hayattan gerçekten keyif aldım. ülkemiz için iyi gelişmeler olmuyordu ama zaten takip etmiyordum. bedenimi kuma gömüp denizi izledim saatlerce. bunu anlatamam ama içimde büyük sıkıntılar oluşturuyor bu ülke. her şeyiyle.
her neyse. sonra okulun ikinci sıfının birinci dönemi geldi. ve bitti. yani tam olarak okuduğunuz sürede geçti diyebilirim. çoğunlukla eğlendiğim, bir parça üzüldüğüm ve HİÇ ders çalışmadığım bir dönemdi. iştahın varsa yemek ye, enerjin varsa koş, ders çalışmak istemiyorsan da çalışma. mottom bu. her şeyi koşa koşa yaşamaktan sıkılıp sakinleşmek istedim. benim için bir şeyin tadını çıkarmak sessizlikle ve yavaşlıkla mümkün. şu aralar sessiz bir şekilde oturup dışarıyı izlemek çok iyi hissettiriyor mesela.
öyle işte. 2017nin ilk anlarında uyuyordum . canım sıkılmıştı erkenden içmeye başladım. sonra kustum ve sonra da uyudum. pek eğlenceli olmadı ama pişman da değilim. geceyi 0 vukuatla atlatmış olmam müthiş. ne kadar içersem içeyim bir şekilde aklım başımda kalıyor galiba. 3 saat sonra uyandım. kalkıp su içtim kahve yaptım. ailem geldi o sıra sakince onları karşıladım geceyi nasıl geçirdiklerini dinledim falan. sonra haberler.. yukarıda , bu ülkede yaşamanın içimde nasıl büyük bir sıkıntı yarattığından bahsetmiştim. her geçen gün daha zor daha zor...
Bu arada sherlock ve doctor who'nun christmas bölümlerini izledim. doctor who kalbimi eritti. o kadar özlemişim ki. ve river öldüğü için o üzgün tavırları. üzgün karakterileri ruhuma yakın buluyorum. umarım doctor bir parça üzgün kalır hep.
sherlock ise tam olarak istediğim gibi bir bölümle geri döndü. kabul edelim beklentileri yüksek biri değilim.
bir de naked isimli filmi izledim. 1993 yapımı. içinde uzun ince bir adet David Thewlis barındıran.. Başkalarına rahatça önerebileceğim bir film değildi, ama -sanırım- 80.dakikalarda güvenlik görevlisi ile diyalog müthişti. gerçekten ufuk açıcı bir konuşmaydı. şapşik bir fotoğraf koyayım.

benden bu kadar. dün mağazada kısık sesle çalarken duyduğum aaaa damien rice çalıyor diye atladığım ve muazzam duyma yeteneğimle arkadaşlarımı şaşırttığım (swh) şarkıyı bırakıyorum . şarkıyı barındıran closer filmi de hoşuma gitmişti çünkü Clive Owen beyefendiyi de sevmekteyim. şarkını sonundaki 'till i find somebody new kısmı favorim. insan ilişkilerini bu kadar abartmamak gerekiyor,gerçeklik bu.
2017'ye özel bir beklentiler yazısı yazmak istemedim.yalnızca küçük bir özet yapacağım. Hayatımın en aklı başında,aynı zamanda da tam tersi yılıydı. Kendimi geliştirdim büyüdüm, biraz akıllandım. açık bir kitap gibi olmaya karar verdim mesela. neyin ne olduğunu önemsemiyorum. içimde kalan şeylerin ağırlık yapmasından sıkıldım. bir süre de böyle yaşarım.
2016 yılının özellikle hazirandan sonrası harikaydı. Hayattan gerçekten keyif aldım. ülkemiz için iyi gelişmeler olmuyordu ama zaten takip etmiyordum. bedenimi kuma gömüp denizi izledim saatlerce. bunu anlatamam ama içimde büyük sıkıntılar oluşturuyor bu ülke. her şeyiyle.
her neyse. sonra okulun ikinci sıfının birinci dönemi geldi. ve bitti. yani tam olarak okuduğunuz sürede geçti diyebilirim. çoğunlukla eğlendiğim, bir parça üzüldüğüm ve HİÇ ders çalışmadığım bir dönemdi. iştahın varsa yemek ye, enerjin varsa koş, ders çalışmak istemiyorsan da çalışma. mottom bu. her şeyi koşa koşa yaşamaktan sıkılıp sakinleşmek istedim. benim için bir şeyin tadını çıkarmak sessizlikle ve yavaşlıkla mümkün. şu aralar sessiz bir şekilde oturup dışarıyı izlemek çok iyi hissettiriyor mesela.
öyle işte. 2017nin ilk anlarında uyuyordum . canım sıkılmıştı erkenden içmeye başladım. sonra kustum ve sonra da uyudum. pek eğlenceli olmadı ama pişman da değilim. geceyi 0 vukuatla atlatmış olmam müthiş. ne kadar içersem içeyim bir şekilde aklım başımda kalıyor galiba. 3 saat sonra uyandım. kalkıp su içtim kahve yaptım. ailem geldi o sıra sakince onları karşıladım geceyi nasıl geçirdiklerini dinledim falan. sonra haberler.. yukarıda , bu ülkede yaşamanın içimde nasıl büyük bir sıkıntı yarattığından bahsetmiştim. her geçen gün daha zor daha zor...
Bu arada sherlock ve doctor who'nun christmas bölümlerini izledim. doctor who kalbimi eritti. o kadar özlemişim ki. ve river öldüğü için o üzgün tavırları. üzgün karakterileri ruhuma yakın buluyorum. umarım doctor bir parça üzgün kalır hep.
sherlock ise tam olarak istediğim gibi bir bölümle geri döndü. kabul edelim beklentileri yüksek biri değilim.
bir de naked isimli filmi izledim. 1993 yapımı. içinde uzun ince bir adet David Thewlis barındıran.. Başkalarına rahatça önerebileceğim bir film değildi, ama -sanırım- 80.dakikalarda güvenlik görevlisi ile diyalog müthişti. gerçekten ufuk açıcı bir konuşmaydı. şapşik bir fotoğraf koyayım.

benden bu kadar. dün mağazada kısık sesle çalarken duyduğum aaaa damien rice çalıyor diye atladığım ve muazzam duyma yeteneğimle arkadaşlarımı şaşırttığım (swh) şarkıyı bırakıyorum . şarkıyı barındıran closer filmi de hoşuma gitmişti çünkü Clive Owen beyefendiyi de sevmekteyim. şarkını sonundaki 'till i find somebody new kısmı favorim. insan ilişkilerini bu kadar abartmamak gerekiyor,gerçeklik bu.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)