31 Mart 2016 Perşembe

Deliler

'delilerden sen anlarsın,konuş onlarla.Nasıl muhtacım buna.'
Bir haftadır günde dört saat uyuyorum.Yorgunum,üstelik accayip mutsuzum.İnsan bir kere kendiyle yüzleşmeye başladığında,bunun ciddi bir şey olduğunu geç fark ediyor. En azından bende öyle oldu. Kendimle o kadar kavga ettim ve bir o kadar da barıştım ki,parçalara bölündüm.İnsanlara rezil olmak konusunda hiç bir sıkıntım kalmadı.Düşüncelerimi bilmeleri,yargılamaları, çöpe atmaları da ilgilendirmez oldu beni.Büyük bir boşvermişlik hissi kazandırıyor bu.Ama iyi bir şey mi?Bana sorarsanız değil. Kendinizi yargılamayın lütfen.Bir yere ulaşamıyorum gibi hissediyorum.İç huzura falan kavuşurum gibi gelmişti.Sadece dış huzura kavuşabildim.İnsanların davranışlarının ya da ne düşündüklerinin gerçekten bir önemi yok,birkaç on yıla ölecekler zaten diyorum. Benimkinin de bir önemi yok ki? Neyin önemi var? Bir şeyin önemi yok.. 
 Belki biraz daha uğraşmam gerek. Bak hala umudum var sanki ya. Evet. Zaman geçecek.İyi olacak bir şeyler. .. Bunu günde yirmi kere falan söylüyorum. İngilizce ve almanca da söylüyorum. İyi olmuyor ama olur belki. 

                                                              Yeni Türkü-Deliler

23 Mart 2016 Çarşamba

Num Lock Tuşunun İşlevi ve Önemi Üzerine..Şaka Şaka,Yine Ben,Kedi Falan.

Selam, az önce num lock tuşu bir anda ilgimi çekti ve araştırdım. Num lock kapalıyken ok tuşları gibi çalışıyormuş.Bu benim için iyi bir bilgi çünkü laptopumun yukarı-aşağı yön tuşları bir tuşun yarısını paylaşıyor.Kocaman klavyede yer kalmamış gibi,evet.Neyse. Bunu da öğrendiğimize göre,daha hayatın içinden bilgilerle devam edeyim.Çantamda armut var şuan. Nasıl? harika bir bilgi değil mi? Hayır,özür dilerim bu kadar saçma bir şeyler yazmak istememiştim. Otobüste düşündüm aslında ne yazacağımı ama unuttum sonra,Aklıma gelince eklerim belki. Bugün iyi bir gündü. Az uyumak gerçekten işe yarar kılıyor bence insanı. Yine uymayacağım, semizotu destesindeki her bir semizotu kadar plan yaptım.Çünkü öyle biriyim.Ama altı dakika içinde bilgisayardan uzaklaşıp yeşil çay pişirip tchaikovsky dostumu açacağım ve ders çalışacağım. Niye bunları yazıyorum ya, hayır, özür dilerim daha ciddili şeyler anlatacağım bir saniye. ... .. .. bulamadım. Dur bir de anlamsız fotoğraf iliştireyim  tam olsun . İyi saatdokuzakırkdokuzvar'lar.



21 Mart 2016 Pazartesi

Liberal Arts

Selam, Birkaç günü keyifsiz ve paranoyak bir şekilde geçirdim.Bugün biraz daha iyiyim,Bir şekilde alışıyorsun,insanların da süper gücü bu.Alışmak ve unutmak.Bir süpergücün olabilse,ne olmasını isterdin? Ben görünmez olmak isterdim .İnsanlardan hiç bir beklentim kalmadı çünkü.Uçmak, gözlerden ışın çıkarmak bir anda yeşil olmak falan,insanların hayatını kurtarmak isteğini geride bıraktım.Kendi çapımda bir kurtuluşa erişsem kafi.Diyeceksin ki,zaten insanlar seni görmezden gelmiyor mu,sorun ne? (retorik tabi bu, bunu demeyeceksin galiba) Ben de derim ki. Bazen canımı sıkıyor bu durum. Görünmez olsam, en azından beni görmezden gelme olayını insanların elinden alabilsem daha mutlu olurdum sanırım. Beni eksik anlamaları,daha kötüsü yanlış anlamaları korkusu geliyor bazen.Tam cümlenin ortasında mesela. Bir şey demeye hazırlanmışım.Bazen çok düşünürüm ne söyleyeceğimi.Konuştuktan sonra da düşündüğüm oluyor ama konu bu değil.Neyse.

Dün şirin bir film izledim.Sana da bahsedeyim biraz, Liberal Arts ismi.How I met Your Mother'daki ted abimiz oynuyor.İtiraf edeyim HIMYM'ı sonuna kadar izlemedim.Hep friends ile karşılaştırdım ve biraz biraz izleyip bıraktım.Ama Josh Radnor'u hep sevdim Mütevazi,eğlenceli kendi çapında biri gibi gelmişti hep.Ruhuma yakın.Bu filmde de öyle. Bir adet sakallı,daha da büyümüş Ted Mosby ve ondan 16 yaş küçük bir üniversite öğrencisi kız içeriyor.Tam olarak olması gereken gibi bakılmış ilişkilerine.Fazla spoiler vermek istemiyorum.Ve şöyle de bir hippi-vari karakter var. =)


Film,olması gereken yaşta hissetmeyen karakterler barındırıyor, Bu dostumuz da onlardan biri;



Kim böyle düşünmüyor ki?



Çok büyük beklentiye girmeden izlenirse beğenilecek bir film.Umarım seversin.
Ben Oğuz Atay okumaya dönüyorum.

İyi Öğledensonralar =)



14 Mart 2016 Pazartesi

Benim hala umudum yok

Her gün önünde indiğim durakta patlama oldu dün. Üşenmesem ygs den çıkan ve sınavları kötü geçen arkadaşlarımla bir şeyler içip destek olacaktım onlara.Her şey iyi olacak,mutlu günler kapıda falan diyecektim belki.Üşendim, Altınparkta otururuz dedim. Sonra eve geldim ve bi anda telefon çalmaya mesajlar gelmeye başladı. Türkiye'de ya da özellikle Ankara'da yaşıyorsanız bunu üç saniyede anlıyorsunuz. Bir yerde patlama olmuş ve sevdiklerin aklını kaçırmış bir halde iyi olup olmadığı soruyorlar. Bunu anında biliyorsun,taş kalplilikle telefonu açıp iyi değilim,ölmedim ama. demen gerekiyor sonra. Tek tek mesajlara cevap verip bir sekmede haber kanalı bir sekmede twitter,diğerinde facebook , ekşi , periscope açıp her şeyi öğrenmek herkesin iyi olduğunu teyit etmek istiyorsun. İnternet anında yavaşlatıldığı için ( ya da yoğunluktan yavaşladı diyeceğim ama fazla naif düşünmek gibi geliyor bazen) uzun süre önce indirdiğin , artık yakın dostun olan uzantıya gidiyor mouse imleci. Bunları biliyorsun,biliyorum. Ve sinirle üzüntüyle ömründen giden o yarım saat bir saat bir gece belki, hayatının en uzun geçen zamanlarından oluyor. Bilmiyorum belki de gençlik ateşiyle hemen 'yurt dışında yaşayacağım.Burada barınamam.Ne yapıp edip yurt dışına çıkmam lazım'diyorum.Ama gitsem bile geride bıraktığım insanlar için durmadan kaygılanacağım. Yakın zamana kadar umudum vardı. Yemin ederim vardı. Gerçekten inanıyordum her şeyin iyi olacağına. Şimdi ise sadece melankoli besliyorum bu ülkeye karşı.Üzgünüm.

13 Mart 2016 Pazar

Rüyalar gerçek olsa..

selam.
Bugün sabah kahvaltı edemeyecek kadar mutsuz uyandım.. Çünkü, rüyamda Morrissey'e sarıldım.Bana kendi fotoğrafını verdi imzalayıp. Sonra ben bu hediyenin çok pahalı olduğunu düşünüp iade etmek için adamı aramaya çıktım. Rüya bu.Beni üzen kısım sarılmam ve gerçekten bırakmak istememem oldu. Rüyada sarılmak neden bu kadar gerçek? Neyse sonra birkaç bölüm friends izledim ve normal halime geri döndüm.Saat iki gibiydi. Kahvaltı etmek üzere mutfağa giderken arkadaşım aradı ve sadece mantı dedi. Ben de tamam dedim ve beş dakika sonra otobüsteydim. Evet beş. Sonrası iyilik güzellik. Arkadaşlarımla yakın ilişkiler kurmam gerektiğini friends izlerken idrak etmiştim. Çünkü küçük yaştan beri kitap okumaya bayılırım.Kitaplar varken  kimin arkadaşa  ihtiyacı var ki diye düşüyordum. Dahası üşeniyordum. Sıcak ve güvenli evinizde kitap okumak varken niçin dışarı çıkıp para harcayıp canınızı tehlikeye atasınız ki? Düşünce bu. Tam olarak yanlış değil şimdi birbirimizi kandırmayalım. Bir kısmı yanlış,çünkü arkadaşlar olmadan herhangi gerçek deneyim yaşama şansınız da az oluyor.Tamam kitaplar hala bana çoğu arkadaşımdan daha yakınlar.Ve kitaplar başkasının da hayatını okuyup bitirme olanağı sağlıyor.Ve kitapların hiç sarjı bitmiyor.Ve seni hiç yalnız bırakmıyorlar. Tamam.Ama tek başına özgürlük ne işe yarayacak? özgürlük mutlaka paylaşılacak suç ortağı bir sevgiliyle..

Gidiyorum şimdi. Lütfen kendine çok iyi bak.


Bu da canım Morrissey'in en sevdiğim konser kayıtlarından biri.İspanyolca alt yazılı halini bulabiliyorum.Olsun.

11 Mart 2016 Cuma

happy together


Bugün artık mutsuz olmayı bırakmak adına onlarca karar alıp rahatladım.Şimdi tek yapmam gereken onlara uymamak. ^.^

Bu da şarkısı;

9 Mart 2016 Çarşamba

-

Selam,bugün acayip mutsuzdum.Çünkü dün , görmeyi hiç beklemeyeceğim birini gördüm. Ve tahmin edebileceğin gibi kalbim gargamelden kaçan şirinler gibi pıt pıt attı. Ama, o kadar özlemişim ki. Çünkü salak biriyim. Çünkü bunun bir önemi yok. Bugün canım yemek de yemek istemiyordu ama sabah kahvaltı etmeyi unuttum. Yemekhanede tek başıma yerken Kenyalı bir kız geldi yanıma.Kenyalı olduğunu sonradan öğrendim tabi,sohbet ederken. Türkçesi iyi değildi İngilizce konuşabiliriz dedim. Niçin üzgün duruyorsun dedi sonra. Düşünsene Kenya'da yaşıyorsun. Sonra Ankara'da yaşayan benimle kıymalı ıspanak yerken benim mutsuz olmam hakkında konuşuyorsun.Hayat garip.
Öyle geçti gün.Şimdi biraz kitap okuyacağım.Kendine iyi bak

Bu da bugünlerde en çok dinlediğim şarkı:Passanger-Coins in a fountain


7 Mart 2016 Pazartesi

Selam.Dost olalım mı?

Merhaba.Ben buradayım sevgili okuyucu sen neredesin diye Oğuz Atay vari bir giriş yapmak isterdim ama ondaki derinliğin onbinde birine sahibim.Bunun için üzgünüm. Ama hayat zaten her şey için üzgün olmakla geçiyor. O yüzden burada daha mutlu bir şeyler yazamaya çalışacağım. İşin aslı kendi hayatımdan sıkıldım. Her şey yolunda gitmesine rağmen arka fonda -eksik bir şey mi var- çalmakta mütemadiyen. Evet eksik şeyler var. Onlar her zaman olur. Çoğu zaman görmezden geldiğimiz için de mutlu sayarız kendimizi. Çok az kişinin totalde mutlu olduğunu düşünüyorum.
Üzgünüm. Bir anda açıp okumaya başladığın blog sana üzgünsün dediği için. Ama belki sen de o çok az kişinin içindesin dostum. Evet evet öylesin. Hayat güzel. Lütfen beni ciddiye alma.

Şimdi gitmem gerek, kendine iyi bak =)