25 Aralık 2016 Pazar

İsyanlar umuda dayanır

Selam, Anlatacaklarım var. Umutlu şeyler, yeşil çaylarınızla gelin lütfen.

Son iki haftadır herkesle tanışıp arkadaş oldum ve tahmin edemeyeceğim gelişmeler yaşadım. Kalbimi acıtan iki küçük olay oldu. İlki eskiden sevdiğim kişi geldi okuluma ve o kadar hazır değildim ki , bocaladım. O gün bıraktım kendimi. Sonra yalovaya gittiğimizde bakıştığım ,sevgilisi olan beyefendi bir iletişim oldu ama kendimi duvarlara atmak istedim. Çünkü her ne hissetsem , ve bu his saçma bir hisse kendime acı çektiriyorum. Öyle işte. Çok iyi biriyle tanıştım. Bana verdiği ilk hediye o kadar ince düşünülmüş bir şey ki nasıl buldun diye sorduğunda ben bunu haketmiyorum ki dedim. Kendimi fazla yaralamışım anlaşılan. sonraki hafta beni ikna etmeye çalıştı iyi şeyleri hak eden biri olduğuma. Dün de sabah altı buçuğa kadar konuştuk. Bir ara kendimi tutamadım ve o kadar övdüm ki onu. utandırdım güzel oldu asdfg. Çevremde iyi insanlar var , hayat güzel, yılbaşına bir hafta kaldı. Kötü olan bir şey olmalı değil mi? evet var, derslerim. olsun okul da bir ara bitecek.mutlu olmak daha değerli.

Ankara'dan korkuyorum biraz. Geçen gün Kızılay'da polisler barikat kurmuş arama yapıyordu. Don Kişot a geçme planlarımız vardı iptal edip eve döndük. Üzücü çünkü Ankara'yı çok seviyorum, böyle korkmak istemezdim hiç.

Otomatik Portakal'ı okuyorum. aslında, bitmesin diye okumuyorum. Bölüm bölüm ilerliyorum gerçekten çok akıcı bir kitapmış. ön yargılarımdan utandım.

Ah-Ga-ssi filmini izledim.Park Chan-Wook beyefendiyi ilgiyle takip ediyorum, filmin kurgusu da çekimleri de müthişti bence. Uzak doğu sineması seviyorsanız ( ya da benim gibi  önceden çekiklerden korkuyor ve yeni yeni alışıyor olsanız bile ) izlemenizi tavsiye ederim.

Yılbaşı geliyor, burada minik hediye fikirlerimi paylaşacağım diğer yazımda. THATS THE CHRİSTMAS SPİRİT.

Umarım senin için de her şey iyiye gidiyordur sevgili okuyucum.Gitmiyorsa bile elbet gidecektir. İsyanlar umuda dayanır.

Aaa bu arada Rogue one'ı da izledim hemen. Onu da diğer yazıya yazayım. Müthişti ama beklemeyin gidin. Hiç bir şey bilmiyorsanız bile güzel bir bilim-kurgu film izlemiş olursunuz zaten ilk filmin öncesini anlatıyor. (ilk dediğim 4.film aslında. biraz karışık buralar) ama izleyin izleyin.




bu da Şarkımız.Flört-sevmez olaydım.


İyi akşamadoğru'lar ^.^

6 Aralık 2016 Salı

i have an apple, i have a pen. i have no answer . i m gonna fail again. :(

Merhabalaaaarrrr =) (kameraya bakarak)

-Zihninizde beliren imge için özür dilerim-

hai. nasılsınız? ben de. üç saat uyudum, ama üç saat de yetiyormuş gayet. bundan sonra böyle uyuyacağım. uyumaktan nefret ediyorum çünkü. neyse. sabah sınava girdim, 20 sayfalık materyal 400 sayfalık kitap ve hesap makinesi ile. buzdolabını da götürecektim ama ağır geldi =) ehe . şaka. galiba buraya yazmayı unutmuşum ya. neyse. sonra kahvaltı ettim arkadaşlarımla. gerçekten mutluydum, üzgünüm ama mutluluk paylaştıkça çoğalan bir şey. tek başına ne kadar iyiyim diye kandırsam da kendimi,biliyorsunuz.üzgünüm. sonra kültür-sanat gezisi olarak Kurtuluşa indik. güzel serçeler ve köpekler gördüm verimli bir gün oldu diyebiliriz. Dün gece büyük saçmalıklar yaparak rezilikten rezilliğe koştum. pişman da değilim ama kalbimin üzerine o kadar büyük bir yük yapmışım ki. biri bir anda kalp emojisi gönderdi ve sakinleştim.Tanıdığım biri de değil aslında ama, o kadar iyi geldi ki ona anlatamadım korkmasın diye. Öyle işte. geçtiğimiz hafta kalbim parça ponçikti. biraz alkol alınca hemen insanlara bir şeyler anlatmaya meyilliydim. hala da öyleyim. neden hiç bir şeyi aşamıyorum ya bu kadar güçsüz olmamalıyım.Neyse geçiyor zaman güzelce. Her şeyin iyi olacağına inanmak istiyorum.Geçmişi dürtmeyi bırakmam lazım

Çok güzel elmalar aldım ya,ryuk gibi elma yiyorum durmadan =)

öyle işte. görüşürüz fazla bir şey yazasım yok,grip olacağım galiba ateşim var :/

ışıklar içinde kal ^.^



19 Kasım 2016 Cumartesi

iyi olmak iyidir.

İyi akşamlar. Nasılsınız? Ben eh. Üşüyorum,esniyorum ama uykum yok,aynı şarkıyı2000.kez dinleyişim .Ne önemi var yazmanın. yok. ama yazacağım. dünden beri bayaa sinirli ve mutsuzum.çünkü geleceğe dair o kadar az umudum var ki. aslında bu bir sorun olmamalı. yani ne zaman sorun oldu ki.küçük aralıklarla normal biri olup hayatıma devam ediyorum. ama bu sıralar daha zor umutsuzluk. işlemeyi bırakıyorum çünkü. pengu.exe. has stopped benzeri bir yazı çıkıyor ve ben dalıp gidiyorum bir yerlere. genelde bir kediye sarılmayı ya da denize bakmayı düşünüyor oluyorum. . zor işte ya. iyi notlar almam gerekirken çalışmıyorum bile. dersi anlatmaya çalışan arkadaşlarımı zar zor dinliyorum. neyse, geçer. umarım pek iz bırakmadan atlatırım. herkes beni unutsa ve ben bambaşka bir yerde yeni hayatıma başlasam . aslında bunu daha önce biri söylemişti bana. onun o kaçma isteğini anlamamıştım. hala anlamıyorum, o ısrarını.. insan galiba kendine benzeyen insanları seviyor. mutsuz, kalbi kırık kim varsa kedi gibi okşayasım geliyor. hatta kalbimi kırmasına rağmen arayıp onunla konuşmak istemiştim,çünkü kötü biri olmak istemiyorum. bir kere kötü olursam o bütün kalp kırıklarının sebebi olacakmış gibi geliyor. iyi biriyim neden üzüyorlar diyemeyecekmişim gibi geliyor. salak salak düşünceler işte. iyi olmak iyidir. bunu bir sebebe bağlamak saçma. daha fazla saçmalamadan gideyim. şu artık 2412kez dinleyişimde olduğum şarkıyı bırakayım. belki dinlersin.
iyi geceler. umarım en kısa zamanda mutlu biri olurum yine. bu sapan saçma yazıları ileride okuyup güleceğim, kendime yazıyorum. umarım okumuyorsundur.okuyorsan üzgünüm. kıyafetlerin lekelendiğinde tuz dök hemen,sonra yıkayınca leke kalmıyor. bu bilgiyi vereyim ve boşuna okumuş olma diye düşündüm. tekrardan iyi geceler..


ezginin günlüğü-yan kalbim

6 Kasım 2016 Pazar

Hatay günlerine gidememenin beni üzmesi rezaleti

Merhaba.Bu yazıyı aşk-ı memnu - jenerik eşliğinde yazıyorum. Bugün hissettiklerimi anlatan en iyi parça bu çünkü . ahaha. Özlediğim iki arkadaşım benden üç saat uzaklıktaki bir şehirde buluştular. Özellikle benden uzak durmadılar hayır, biri İstanbul'da biri Düzce'de okuyor.
Hatay günlerine gidecek kimse bulamadım.Başta ben de istememiştim ama arkadaşımı kırmamak için gideyim dedim.Hazırlandım falan,gelmek istemedi.. Künefe yiyecektik. Ben de tek başıma dolaşmayı sevmiyorum. 'Sorun değil ben tek başıma giderim' dedim herkese ama gitmeyeceğim.Keşke birileri gelseydi benimle ya :( bu huyumdan hoşlanmıyorum hiç.
Neyse. Makarna , waffle ve alkollü içecekler aldım cosmos izleyeceğim. Bu da güzel bir pazar günü geçirmek için kafi değil mi? En azından bir Perşembe değil. Perşembelerden nefret ediyorum.Kafamda çarşambadan cumaya atlıyorum hep. biri bana günün perşembe olduğunu söylemezse idare ederim.
Yine kararlar aldım.-vaktimin çoğunu kararlar alarak geçiririm.- Kanaviçe kursuna gideceğim galiba.şöyle şirin gumball, harry potter, legolas falan yapsam harika olmaz mı? Bir de dil öğrenmekle alakalı çalışmalarım olabilir ama bilmiyorum. Durmadan birilerinin beni ikna etmesini bekliyormuşum gibi geliyor. Kendi kararlarım genelde hiçbir şey yapmamak üzerine olduğu için. Oysa böyle biri değildim. Eksik kalmış gibiyim. üzücü . Neyse. Kendime boya kalemleri aldım. Akşam iyi hissedersem bir şeyler çizeceğim. Benden bu kadar. Diğer yazımda kanaviçeden ve ne bileyim, sapan saçma sorunlarımdan falan bahsedeceğim. Yapabiliyorken,kendinizi bu siteden uzak tutun. Sevgilerle *.*

1 Kasım 2016 Salı

iyiyim

Merhaba, merhaba.

Kısa kısa bir şeyler yazıp gideceğim. Ders çalışmam gerekiyor,üzgünüm.

Kendimi gerçekten iyi hissediyorum.Pazar günümü sorunumun ne olduğunu tanımamakla,not almakla araştırma yapmakla ve müzik dinlemekle geçirdim.Gerçekten ingilizce,fransızca,almanca,türkçe o kadar çok sayfa taradım ki,sonunda kendim hakkında karar verip depresyondan çıktım.Evet.Ben yaptım bunu..düşünerek girdiğim depresyondan aynı yolla çıktım. Öncelikle,kendime karşı bu kadar dürüst olmayı bıraktım.Evet kalbim kırık.Ee ne yapılabilir ki bu durumda, bunu diğer insanlara söylemekle ne bekliyordum mesela. İyileştirsinler istiyordum ama yapamıyorlar malesef.Sen de biliyorsun. Bunu göz ardı ettim önce. Kalbim kırık olabilir ama sonuçta işe yarayan bir kalbim var. Her zaman daha kötüsü olabilir mantığıyla kurulmuş bir cümle değil.Öyle cümleler insanı hiçbir yere taşımıyor bence. Anlatmak istediğim, belki bir gün eskisi gibi olabilme ihtimalim. Odaklanam gereken şey buydu. Okula gitmek istemediğim için,istediğim bölüm bu değil diyordum. O konuda da biraz dürüst olmak istedim (algıda dürüstlük böyle bir şey =) İstediğim şey gerçekten de bütün gün evde oturup bir şeyler izleyip okumak. Ama bunun sebebi tembellik. Viyana'da sanat tarihi okusaydım, yoo bu olmadı. İzmirde mimarlık okusaydım da aynı şekilde gitmek istemeyebilirdim. Tembellik döngüsünü kırmam gerekiyordu. Şuan gerçekten iyi hissediyorum. Aradığım soruların cevabını bulmuş gibiyim.

Anlatmak istediklerim bu kadardı.



With love. :*

14 Ekim 2016 Cuma

Yalova teknik gezisi ve bir takım diğer olaylar

Selam, uzun bir aradan sonra yine ben? Yazın internetsiz illere gitmem,mesela Didim, yoğun olmam ve bilimum şeyler yüzünden yazamadım.Sizin de eksikliğimi hissettiğinizi sanmıyorum.Ben bile hissetmiyorum eksikliğimi,siz nasıl? şaka şaka. Neyse konumuza dönersek. Güzel bir yaz tatili oldu benim açımdan. Komşunun aramızda dört yaş olan kızıyla takıldım. İş görüşmesinde kardeşin mi bu diye soruldu kıza, bana bakarak. Evet teyzeler üniversite ikiye gidiyorum,gerçekten,demekten bıkıp lise bire geçtim muhabbetleri yapmam... 'Eski bir arkadaş' ile çok çok saçma bir münasebet yaşamam.Detaylara girmek istemiyorum.Özet olarak feci saçma bir olaydı.Pişman değilim. Bisikletimi bir türlü tamir ettiremedim,inanabiliyor musun Sevinç? patlak tekeriyle iki tur attım sonra düştüm ve binmedim bir daha. Ankarada aynı mahalleden arkadaşım da gelmişti eve gitmeye üşenip onlarda kaldım sık sık.Ve kaldığım vakitlerde hep hamam böceği gördüm.İnanılması güç çünkü onların aylardır görmediği böceği kaldığım her sefer gördüm.Belki de gördüğüm eskiden görüp başkasına öldürttüğüm bir böceğin amcası ya da dayısıydı ve intikam almaya Didim'e kadar gelmişti.Olabilir.Bence öyle.Şuan güzel bir kahve içmek isterdim fakat demir ilacı kullanıyorum.Bitki çayı falan içeceğim herhalde. Neyse. perşembe gün ,teknik gezi niteliğinde Yalova'ya gidecektik. Laboratuvar dersinden çıktım.Okulda kimse de kalmamış.Üst kata gidip boş bir amfide telefonumu sarja taktım.Uyuyayım biraz diye düşündüm ve yattım öyle. Birbuçuk saat sonra amfinin ışığı yandı kafamı kaldırıp samara gibi baktım gelene ahaha. Korktu tabi defterini almaya gelmiş çocuk. Güldüm baya özür dileyip çıktı. Sonra arkadaşım geldi beni aldı kızılaya götürdü.Gitmek istemiyorum.Hiçbir şey istemiyorum. Evde oturcam . Hayır. diye otobüse binmek istedim. Saçmalama biraz bira içelim sonra konuşuruz bunları dedi.Bira içtik ve ikna oldum ahah. Sonra yan tarafta ingilizce konuşan üç kişiye kurabiye verdik yer misiniz diye.Bizi masalarına davet ettiler. Hemen bira ısmarlandı, yine hayır demedim,çünkü hayatımda biraya hayır demem.Nerelisin dedim afro-amerikanım dedi afro-amerikan bey.Sonra rusyada doğdum ama dedi.Fazla kurcalamadım :D Öğretmenmiş burada.Diyarbakırlı bir kadınla evlenmiş.Seneye New York a gideceklermiş. Hayat garip hakikaten. Sen ne yapıyorsun dedi. 'i m gonna be engineer' dedim. 'How fucked up you are?' dedi.ahahahha gerçekten hayatımda aldığım en yerinde soruydu bu. Neyse iki saat sohbet ettik,Çok eğlendim.Hesabı da ödetmedi, Evine davet etti falan karısı güzel yemek yapıyormuş.Neyse onbir buçukta okula geldik. diğer arkadaşlarımı da gördüm.Otobüse binip yola çıktık. Gamsız olan arkadaşım iki tane koltuğa yattı ve uyudu bütün gece. Ben the smiths dinledim,Ay vardı onu izledim.Çaprazımda oturan beyefendinin parmakları bayaa güzeldi ona baktım biraz uyudum, Sabah deniz kıyısında kahvaltı ettik kedi köpek sevdim. Akkim fabrikasını gezdik. Hoşlandığım bey karşıma oturdu ve ben yemek yemeyi unuttum. Hakikaten. Uzun süredir bu kadar salak hissetmemiştim. Yiyemedim.Sohbet ettik biraz. Tamam çok yazmışım gidi geliyor.Özet geçeceğim buradan sonrasını.Ankaraya döndüm.Senelerdir almayı reddettiğim (niye reddettiğimi bilmiyorum) metro kartını aldım.Aiesec ankara mülakatına katılıp geçtim. Yarın da basket maçına gideceğim.Hayat güzel gidiyor gerçekten.Bakalım neler yaşanacak.

Bu shiba inu'yu da kendime benzettim resmini atayım dedim =) 



İyi akşamlar.Kendinize dikkat edin çok.Öptüm.

15 Haziran 2016 Çarşamba

Salaklık mutluluktur.Test edildi.Onaylandı.

Selam.Hayatımın, etrafa mutluluk saçtığım bir dönemindeyim. Yaklaşık on gün sürecek. Herhangi bir sıkıntınız ya da mutsuzluğunuz varsa gelebilirsiniz.Bir hayli açığım şuan. On güne kadar kaptınız kaptınız. eheh. Komiklikler şakalar.
Saat 22 den beri Craig Ferguson ve Conan o'brien 'ın youtube'daki programlarını izliyorum. Sanırım Craig F. sevgim daha baskın. Daha zor şartlarda program yapmış olması ve bulduğu yaratıcı çözümler yüzünden. ( Bir programa konuk gelmiyor.Gece onbirbuçukta trafiğe takılmış diye. O da konukları ağırlayan kadını alıyor programa ve onunla konuşuyor :) Bayaa verimli bir gece oldu. Bu gün uykuyu atlayacağım galiba. Yapabiliyorken yapmak lazım böyle şeyler.


Bahsetmek istediğim diğer konu Masters Of Sex.. 'Uygun şartlar'da olduğumu kabul ediyorum. Canım sıkılıyordu,finallere çalışmak istemiyordum, ilginç bir konuya sahip sürükleyici dram dizisi arıyordum vesaire.. Ama diziye resmen aşık oldum dostlarım. Bitmesin diye her akşam bir bölüm izliyorum. Ve bu benim hayatım boyunca gösterdiğim en büyük kararlılık örneği.
Papyon sevgim var, bu bir gerçek.Ve gözlük de. ( evet pek seçici biri insan değilim, (salağın tekiyim , aslında . ama konumuz bu değil şimdi)) Sosyopat insanlardan da hoşlandığım,bir ara özendiğim ama şuan fazlasıyla dengesiz olduğum da diğer bir gerçek. Demek istediğim şey. Bill Masters' e aşık oldum ve şuan için beni mutlu eden şey bu. Tam bir salak gibi çiçekler böcekler hohoho diye dolaşıyorum etrafta. Birazdan kalemle alnıma whatever yazacağım mesela.Niçin? Çünkü yapabiliyorum

Mutlu olmak güzel. Henüz olabiliyorken.


Niye böyle hüzünlü oldu sonu bu yazının ya ahah.


Galiba benim aşık olmam lazım. Bunu bir düşüneyim.



 Bunun beni niye bu kadar güldürdüğünü bilmiyorum ama kramplar girdi karnıma.



Yazının sonu bu. Thanks for the fish. 

30 Mayıs 2016 Pazartesi

Planlar vs Yaşananlar.

Yarına dair her şeyi planladım.O plana göre dörtbuçuk saat önce uyuyor olmam gerekiyor. Söyleyeceklerim bu kadar.

22 Mayıs 2016 Pazar

Bu yazı Morrissey'e adanmıştır.

Merhaba. ^.^

Bugün mutlu sütten çok sevdiğim Morrissey beyefendinin doğum günü. Benim hayatımdaki yeri ve önemi hakkında bir şeyler yazmak istedim. Canım adam ya, burada olsa da öpsek. Neyse, başlıyorum.

Geçen yıl,yağmurlu saçma sapan bir günde Let me kiss you şarkısını dinlemiştim.İlk dinlememi ve nasıl üzüldüğümü hala hatırlıyorum bakın.Anında dost oldum adamla.Sonra diğer şarkılarını açıp saatlerce dinledim.Zira her duruma uygun bir şarkısı var bu mutsuz kedi kılıklı beyefendinin.Sınav dönemi en yakımdaki oldu.Şimdi daha da genişlettim müzik aralığımı ama hala dinliyorum. Çünku ben ya bu adam. Sen de aynı zamanda. Öyle işte. Çok da yazacak bir şey yokmuş.



Mutlu Pazarlar.

16 Mayıs 2016 Pazartesi

İstikrarsız Jelibon

Merhabalar. Başlıktaki tanımlama benim. Ben'im yani.Challange yi tamamlayamayacağım. :( 
Çünkü sınav döneminden çıktım ve bir sınav dönemi daha yaklaşıyor. Böyle arada gelip küçük küçük yazacağım. Ama challange da hep aklımda olacak. Yazın bir sürpriz yapıp tamamlarım zaten,düşüne düşüne cevaplamak en iyisi olacak. :P

Öncelikle , az önce Haggard diye bir grup keşfettim. Hoşlandığım beyefendi sayesinde. (ki o konuya birazdan geleceğim,) Grubu bilenler 'şu an mı keşfettin ya, mağara nasıldı?' gibi tepkiler verebilir. Çok haklı da olurlar, çoğu şeyi sonradan öğreniyorum ben.'herkes herkesi sonradan öğrenirmiş.Bunu da sonradan öğrendim..' (Turgut Uyar-Palyaço) Yazmadan edemedim,Bu şiirdeki palyaço benim galiba.Aslında palyaçolardan korkarım.Sevmiyorum yani.Neyse konudan nasıl da saptım ama. Haggard dinliyorum öyle. Hoşlandığım beye dönecek olursak. Her zaman olan oldu. Ki zaten önceki yazımda da bahsetmiştim.Bir durumun yanlış olduğunu hemen fark ediyorum ama o durumdan aynı çabuklukla uzaklaşamıyorum maalesef. Her şey iyi olacak gibiydi. Buluşmak için sözleşmiştik fakat gelmedi. İşin diğer kötü yanı ise aynı okuldayız,onu görmemem imkansız ve ortak derslerimiz de var.Neyse. Sorun değil. 

Bir arkadaşıma uzaklaşsak mı biraz dedim. O da Eymir gölüne gitmeyi teklif etti. Ertesi gün gittik.
En iyi sonuç veren kararlar aniden alınanlar oluyor galiba. Çünkü başka türlüsü beklentiyi yükseltiyor. Ve insanoğlunun beklenti potansiyeli sınırsız. Sürüncemede kalan şeylerin sonu ya kötü oluyor ya da -genellikle- hiç bir şey çıkmıyor. 

Benden bu kadar dostlarım,İyi pazartesiler.Lütfen Mina Urgan-Bir Dinozorun Anıları kitabını okuyun.Lütfen benim yerime de muzlu süt için ve lütfen mutlu olun. Hayat güzel yine de. 


Şuraya birkaç şirin fotoğraf koyalım;


                                                                                 *
                                                                                 


Şuraya da bir Haggard şarkısı ekleyelim;



                                                         -Haggard- Herr Mannelig-

1 Mayıs 2016 Pazar

Küçük bir aradan sonra Challange 2*3*4

Merhabalar. Sınav dönemi dolayısıyla onbeş gün bir şey yazamadım. Sınavların büyük bir kısmı iyi geçti. Bu arada aşık oldum ve muhtemelen bir ilişki daha başlamadan bitti.Çünkü acele ettim ve onun hakkında her şeyi öğrenmek istedim. Ruhum öyle, her şeyi yaşayıp bitirmek istiyorum hemen. Böyle olunca ben onun hakkında her şeyi öğrenmiş oldum.Bu çok yanlış çünkü ben onunla tanıştığımda onun hakkında her şeyi biliyor olacağım .Ve belirli fikirler oluşturmuş olacağım.O ise hiç bir şey bilmiyor olacak.Zaman geçince o benim hakkımda fikirler oluşturacak ben ise oluşturduğum fikirlerin yanlış olduğunu fark edeceğim. Yanlış olan şey buydu. Neyse,hayırlısı diyeyim ve hemen challange in diğer sorularına yöneleyim.

2)Göbek adınız nedir? Sizin için önemini anlatabilir misiniz?

Göbek adım yok fakat annem bana Sıla ismini koymak istemiş.Bir yere bağlı değilim fakat nerede değilsem orada iyi olacakmışım gibi gelir.Belki de bu yüzden,bilemiyorum.

3)Cüzdanınızda neler olduğunu bizimle paylaşın.

Benim bir cüzdanım da yok,üzgünüm. Kredi kartımı ve okul kimliğini telefonun kabının altına koyuyorum.Yanımda on liradan fazla taşımıyorum zaten.Parayı da cebime koyuyorum,doğal olarak.

 4)Kim veya ne olmadan yaşayamazsınız? Neden?

tamam,,bu soru üzerinde düşünüp tatmin edici bir cevap yazmak istiyorum şimdi.Küçük yaşlardan beri kendimi insanların bir gün gideceği fikrine alıştırmaya çalıştım.O dönemde fazla yapacağım bir şey yoktu,kitap okuyordum sadece.Televizyon izlemeyi sevmezdim,arkadaşlarım yoktu. Bir oyuncak ayım vardı,Çomar..En yakın arkadaşım oydu diyebiliriz.Sonra gözünün biri düştü ve babam kırmızı bir iple gözünü dikmeye çalıştı. Küçük bir çocukluk travması. Çomara dokunamadım sonra ben,sessizce veda edip uzaklaştım. Şimdi de hamtaro var.Bir buçuk metre boyunda,4 yaşında bir oyuncak maymun.Benim, muhabbet kuşlarımdan sonra ( üç taneler;Pengu,Sütlaç ve Ponçik) en yakın arkadaşım.Tabii şimdi,yaşayan insan dostlarım da var. Eskisi gibi ölü değil hepsi. Evet. Soru neydi? Özür dilerim aslında bügun kafam çok dağınık. Sorunun cevabı, herkes de olmadan bir şekilde yaşayabilirim.Bir şekilde diyorum çünkü,eksileceğim. Eski ben olmayacağım, bu kayıp beni değiştirecek. Ama elbette yaşayacağım. Ne yapılabilir ki?

Bu arada yeri gelmişken yakın zamanda kaybettiğim (yediğim) sınav döneminde bana eşlik edip anlattığım her dersi dinleyen vefakar dostum Daniel'in resmini koyayım. Canım Daniel,hayatımdaki çoğu dosttan daha dost olduğun teşekkürler. Her armut gördüğümde seni hatırlayacağım...



                                                                   İyi Salıöncesi'ler :)

17 Nisan 2016 Pazar

Meydan Okumacalar/1

Selam, ^.^ 
 Saçaklı'nın Not defteri bir challenge hazırlamış.Aslında görmüştüm ama blog daha yeni olduğundan ben kim oluyorum da challenge yazıyorum diye düşündüm.Ben kendimi çok aşağılıyorum bazen ya,bunu çözmek lazım. Her neyse. Saçaklı'nın Not defterine çok teşekkürler ederek ilk soruyu cevaplayayım hemen. Zaten altı gün geç geldim, onu da toplarlayacağım. Her şeyi halledeceğim ya, Bende.


  1.     Müzik listenizdeki ilk 10 şarkıyı paylaşın. Dinlerken nasıl hissediyorsunuz?



1-) Dean Martin-Everybody Loves somebody



Dean Martin'in sesi Pazar kahvaltısı sonrası kahve gibi geliyor bana. O kadife sesi ve kocaman çapkın İtalyan gülüşünü başka türlü anlatamam herhalde. Buyrun;





2-)  Ryan Sheridan 'Wicked Games' cover

Bu Şarkının Chris Isaak yorumu benim için ayrı tabii ama bulabildiğim tüm coverlerini dinledim. İlk kez Friends'de dinleyip vurulmuştum. Benim için en güzel, insanı fazla üzmeyen coveri da bu;





3-)Hollywood Undead-Bullet
Bu şarkı için biraz üzgünüm ya,ergenlikte çılgınlar gibi dinliyordum.Melodisine tav olup sözlerini öğrendiğimde bayaa şaşırmıştım.Hâlâ çok üzgün olduğumda keyfimi yerine getiriyor.




--Videosunu bloga yükleyemedim,üzgünüm,linkini koyayım bari.

https://www.youtube.com/watch?v=lP077RitNAc








4-)Morrissey - Girlfriend In a Coma

Yaklaşık 25 Morrissey şarkısı arasından en az dinlediğim ama yine de sevdiğim güzide Moz eseri. Hepsi benim çocuğum gibi. =) Canım Morrissey ya,Onun için ayrı bir yazı yazacağım.Bende çok ayrı bir yeri var.Mümkün olan hemen hemen her durum için bir moz şarkısı önerebilirim.Çünkü hakikaten mevcutlar. Daha fazlasını yazıya saklayayım en iyisi *,*



5-) Passenger - 27 

Klibi de kendi gibi şirin bir Passenger şarkısı.Bir yerde durulup keman ve çellolar giriyor ya,o kısmı özellikle seviyorum. Bütün şarkıları birbirine benziyor diye eleştiriliyor bu grup ama benim için hiç sorun değil. Geçen ay spotifydan sadece passenger açıyordum bütün gün.İnsanların hayatında öyle dönemler oluyor.


(Bu arkadaşın da klibini yükleyemedim. :/ Link;https://www.youtube.com/watch?v=l4WKh5UqtXc



6-)Smelly Cat By Pheobe Buffay-Friends
yaa. *,*  Yorum yapamayacağım şuan.Çok özledim Friends'i :'(







7-)Mumford & Sons - Hopeless Wanderer 

üst üste on kere dinlesem bile bıkmayacağım,bir şarkı.Bu grubu da çok seviyorum Klibi ne hoş değil mi?
   




8-)Arctic Monkeys - Mardy Bum

Zaten yeterince uzattığım bu yazıyı Arctic Monkeys sevgimle daha da uzatmak istemedim.Ayrı bir yazıda uzun uzun anlatacağım =)



9-)Rufus Wainwright-Cigarettes and chocolate Milk

Belirtmeme gerek yok ama sigara ve çikolatalı sütle iyi giden bir şarkı =) Rufus Wainwright'ın sesini ve yorumlarını çok seviyorum. Bir de şey fark ettim,çoğu şarkının albüm kayıtlarını değil de konser kayıtlarını seviyorum ya.Daha hisli,daha
karşımda söylüyormuş gibi geliyor.




10-)Bülent Ortaçgil-Bu iş çok zor yonca

Listenin sonunda da olsa bir adet Türkçe şarkı olmasına sevindim.Yonca kelimesi birini anımsatıyor bana.Beni evcilleştirip yonca görünce mutlu olmamı sağlayan bir insan tanesini..  Bu şarkıyı da o yüzden seviyorum.Sözleri de güzel.
'En çok bağıran,en doğru sayılır. İnsanlar işitmeyince.'






İlk Meydan Okumasının sonuna geldik. Umarım yeni şarkılar katabilmişimdir.İçlerinde zaten sevdikleriniz varsa onlar hakkında da konuşabiliriz.

İyi onikiellisekiz'ler








12 Nisan 2016 Salı

Kurtuluşumuzun Bağlı Olduğu Nitelikler Listesi

Oğuzcuğum Atay Beyin kitabını dün bitirdim
.
 Kitabın 410-417 sayfaları arasında bahsedilen 

'kurtuluşumuzun bağlı olduğu nitelikler listesi'ni 

eksik ve sırası karışık olarak aşağıdaki gibi

 yazmaya çalıştım. eksiklikleri gidermek için

 yorum yazabilirsiniz,listeyi tamamlayıp 

kurtuluruz belki hep birlikte?  neyse,fazla 

heyecanlanmayalım.



17)gereksiz gurura kapılma

.
22)kendini fazla küçümseme

-)her şeyden önce soğukkanlı ol.

-)kendini yakıp bitirme

-)kendine acıma

-)kendimize acıyacağımıza kendimizi

tanıyalım.kendimizi başkalarından sorarak 

tanıyabiliriz

-)susmalıyız

-)acele etmemeliyiz

-)heyecanlanmamalıyız.

29)iyi başlangıçlar değil iyi bitirişler önemlidir.

-)yalnızca önemli şeyleri hatırla.insanın düşünce ve hafıza gücü sonsuz değildir.onu koru.

33)kendini harcama korkusu ve olduğu gibi koruma endişesi zararlıdır.

-)bütün ilkeler akla dayanır.en büyük hazinemiz aklımızdır.

-)dağılma.kendini ve bunları düşünen aklını ciddiye al.

-)göründüğün kadar olma.hiç olmazsa göründüğünden az olma.

-)hemen anlamış gözükme.

-)kötü günleri unut.


İyi yirmibirotuzyedi'ler



10 Nisan 2016 Pazar

Step by step to be insane/Soğan?

Fena bir mutsuzluk soğanın katları gibi üzerimde duruyor. Beni soğan cücüğü gibi düşün.Mutlu değilim tabii,soğanın herhangi bir kısmı mutlu olamaz.Çünkü soğanlık bunu gerektirir.Ama en içteki arkadaşın daha şanslı olduğunu düşünürüz değil mi? Aslında koca bir 'yoo'.Soğanın merkezi unvanına sahip olmak,bütün soğanı yönetebilecek güçte olmak,Buna katlanamayan diğer halkaların isyanı ile uğraşmak,niye seni seçtik ki diye sana çatmaları ,ben mi istedim seçilmek,arkadaşım.Gen meselesi işte, böyle denk gelmiş diyememek,istemeden edindiğin konumdan dolayı kendi mutluluğundan çok onların mutluluğunu düşünmek,en korunaklı ama en yalnız ve ulaşılmaz olmak,bir soğan öldürüldüğünde ilk yenilen,hatta matah bir hediyeymiş gibi karşıdakine sunulan olmak,biraz daha açmak gerekirse kendini bilmez hadsiz insanoğlunun önünde bir başkasına ikram edilmek.
Diğerlerinden ne farkı var ki? Biraz daha derinde..ne fark eder? isyan çıkarmak lazım..Büyük soğan ihtilali...
Bu soğan cücükleri kendini ne sanıyor dostlarım.?!

Fark ettiğiniz üzere insanlıkla bir süredir münakaşa halindeyim. Soğan olsam zehirlemiştim insanlığı ha. İyi ki soğan değilim. İnsanlığı ama,insanları değil.İnsanlar ne yapmaları gerekiyorsa onu yapıyor. Bir beklentim yok , fazlaca barıştım hepsiyle. İnsanlar çünkü,ne gelir elden..

Hepsiyle barıştım,bir kendimle barışamadım. Kendini sorgulamak bayaa ciddi bir işmiş.Bunu fark edememiştim. Parçalara bölündüm.Bazen umut geliyor, bazen gelmiyor işte. Tamam sorun yok. Ben iyiyim. Cidden.Teşekkürler.

Google'a sad onion yazıca ulaşabileceğiniz birtakım soğan resimleri:

Bu ben,yukarıda bahsettiğim halim;

 


Bu resim bir hayli hoşuma gitti doğrusu. Harika bir fikir değil mi ya?Soğanların iyi niyetine fazla güveniyoruz,dikkatli olmak lazım dostlarım. Uyarıldınız..




Düğünde ,gelinin evlenememiş ablası isimli üzgünsoğan resmi;





İyi yirmiikiyirmiiki'ler.





31 Mart 2016 Perşembe

Deliler

'delilerden sen anlarsın,konuş onlarla.Nasıl muhtacım buna.'
Bir haftadır günde dört saat uyuyorum.Yorgunum,üstelik accayip mutsuzum.İnsan bir kere kendiyle yüzleşmeye başladığında,bunun ciddi bir şey olduğunu geç fark ediyor. En azından bende öyle oldu. Kendimle o kadar kavga ettim ve bir o kadar da barıştım ki,parçalara bölündüm.İnsanlara rezil olmak konusunda hiç bir sıkıntım kalmadı.Düşüncelerimi bilmeleri,yargılamaları, çöpe atmaları da ilgilendirmez oldu beni.Büyük bir boşvermişlik hissi kazandırıyor bu.Ama iyi bir şey mi?Bana sorarsanız değil. Kendinizi yargılamayın lütfen.Bir yere ulaşamıyorum gibi hissediyorum.İç huzura falan kavuşurum gibi gelmişti.Sadece dış huzura kavuşabildim.İnsanların davranışlarının ya da ne düşündüklerinin gerçekten bir önemi yok,birkaç on yıla ölecekler zaten diyorum. Benimkinin de bir önemi yok ki? Neyin önemi var? Bir şeyin önemi yok.. 
 Belki biraz daha uğraşmam gerek. Bak hala umudum var sanki ya. Evet. Zaman geçecek.İyi olacak bir şeyler. .. Bunu günde yirmi kere falan söylüyorum. İngilizce ve almanca da söylüyorum. İyi olmuyor ama olur belki. 

                                                              Yeni Türkü-Deliler

23 Mart 2016 Çarşamba

Num Lock Tuşunun İşlevi ve Önemi Üzerine..Şaka Şaka,Yine Ben,Kedi Falan.

Selam, az önce num lock tuşu bir anda ilgimi çekti ve araştırdım. Num lock kapalıyken ok tuşları gibi çalışıyormuş.Bu benim için iyi bir bilgi çünkü laptopumun yukarı-aşağı yön tuşları bir tuşun yarısını paylaşıyor.Kocaman klavyede yer kalmamış gibi,evet.Neyse. Bunu da öğrendiğimize göre,daha hayatın içinden bilgilerle devam edeyim.Çantamda armut var şuan. Nasıl? harika bir bilgi değil mi? Hayır,özür dilerim bu kadar saçma bir şeyler yazmak istememiştim. Otobüste düşündüm aslında ne yazacağımı ama unuttum sonra,Aklıma gelince eklerim belki. Bugün iyi bir gündü. Az uyumak gerçekten işe yarar kılıyor bence insanı. Yine uymayacağım, semizotu destesindeki her bir semizotu kadar plan yaptım.Çünkü öyle biriyim.Ama altı dakika içinde bilgisayardan uzaklaşıp yeşil çay pişirip tchaikovsky dostumu açacağım ve ders çalışacağım. Niye bunları yazıyorum ya, hayır, özür dilerim daha ciddili şeyler anlatacağım bir saniye. ... .. .. bulamadım. Dur bir de anlamsız fotoğraf iliştireyim  tam olsun . İyi saatdokuzakırkdokuzvar'lar.



21 Mart 2016 Pazartesi

Liberal Arts

Selam, Birkaç günü keyifsiz ve paranoyak bir şekilde geçirdim.Bugün biraz daha iyiyim,Bir şekilde alışıyorsun,insanların da süper gücü bu.Alışmak ve unutmak.Bir süpergücün olabilse,ne olmasını isterdin? Ben görünmez olmak isterdim .İnsanlardan hiç bir beklentim kalmadı çünkü.Uçmak, gözlerden ışın çıkarmak bir anda yeşil olmak falan,insanların hayatını kurtarmak isteğini geride bıraktım.Kendi çapımda bir kurtuluşa erişsem kafi.Diyeceksin ki,zaten insanlar seni görmezden gelmiyor mu,sorun ne? (retorik tabi bu, bunu demeyeceksin galiba) Ben de derim ki. Bazen canımı sıkıyor bu durum. Görünmez olsam, en azından beni görmezden gelme olayını insanların elinden alabilsem daha mutlu olurdum sanırım. Beni eksik anlamaları,daha kötüsü yanlış anlamaları korkusu geliyor bazen.Tam cümlenin ortasında mesela. Bir şey demeye hazırlanmışım.Bazen çok düşünürüm ne söyleyeceğimi.Konuştuktan sonra da düşündüğüm oluyor ama konu bu değil.Neyse.

Dün şirin bir film izledim.Sana da bahsedeyim biraz, Liberal Arts ismi.How I met Your Mother'daki ted abimiz oynuyor.İtiraf edeyim HIMYM'ı sonuna kadar izlemedim.Hep friends ile karşılaştırdım ve biraz biraz izleyip bıraktım.Ama Josh Radnor'u hep sevdim Mütevazi,eğlenceli kendi çapında biri gibi gelmişti hep.Ruhuma yakın.Bu filmde de öyle. Bir adet sakallı,daha da büyümüş Ted Mosby ve ondan 16 yaş küçük bir üniversite öğrencisi kız içeriyor.Tam olarak olması gereken gibi bakılmış ilişkilerine.Fazla spoiler vermek istemiyorum.Ve şöyle de bir hippi-vari karakter var. =)


Film,olması gereken yaşta hissetmeyen karakterler barındırıyor, Bu dostumuz da onlardan biri;



Kim böyle düşünmüyor ki?



Çok büyük beklentiye girmeden izlenirse beğenilecek bir film.Umarım seversin.
Ben Oğuz Atay okumaya dönüyorum.

İyi Öğledensonralar =)



14 Mart 2016 Pazartesi

Benim hala umudum yok

Her gün önünde indiğim durakta patlama oldu dün. Üşenmesem ygs den çıkan ve sınavları kötü geçen arkadaşlarımla bir şeyler içip destek olacaktım onlara.Her şey iyi olacak,mutlu günler kapıda falan diyecektim belki.Üşendim, Altınparkta otururuz dedim. Sonra eve geldim ve bi anda telefon çalmaya mesajlar gelmeye başladı. Türkiye'de ya da özellikle Ankara'da yaşıyorsanız bunu üç saniyede anlıyorsunuz. Bir yerde patlama olmuş ve sevdiklerin aklını kaçırmış bir halde iyi olup olmadığı soruyorlar. Bunu anında biliyorsun,taş kalplilikle telefonu açıp iyi değilim,ölmedim ama. demen gerekiyor sonra. Tek tek mesajlara cevap verip bir sekmede haber kanalı bir sekmede twitter,diğerinde facebook , ekşi , periscope açıp her şeyi öğrenmek herkesin iyi olduğunu teyit etmek istiyorsun. İnternet anında yavaşlatıldığı için ( ya da yoğunluktan yavaşladı diyeceğim ama fazla naif düşünmek gibi geliyor bazen) uzun süre önce indirdiğin , artık yakın dostun olan uzantıya gidiyor mouse imleci. Bunları biliyorsun,biliyorum. Ve sinirle üzüntüyle ömründen giden o yarım saat bir saat bir gece belki, hayatının en uzun geçen zamanlarından oluyor. Bilmiyorum belki de gençlik ateşiyle hemen 'yurt dışında yaşayacağım.Burada barınamam.Ne yapıp edip yurt dışına çıkmam lazım'diyorum.Ama gitsem bile geride bıraktığım insanlar için durmadan kaygılanacağım. Yakın zamana kadar umudum vardı. Yemin ederim vardı. Gerçekten inanıyordum her şeyin iyi olacağına. Şimdi ise sadece melankoli besliyorum bu ülkeye karşı.Üzgünüm.

13 Mart 2016 Pazar

Rüyalar gerçek olsa..

selam.
Bugün sabah kahvaltı edemeyecek kadar mutsuz uyandım.. Çünkü, rüyamda Morrissey'e sarıldım.Bana kendi fotoğrafını verdi imzalayıp. Sonra ben bu hediyenin çok pahalı olduğunu düşünüp iade etmek için adamı aramaya çıktım. Rüya bu.Beni üzen kısım sarılmam ve gerçekten bırakmak istememem oldu. Rüyada sarılmak neden bu kadar gerçek? Neyse sonra birkaç bölüm friends izledim ve normal halime geri döndüm.Saat iki gibiydi. Kahvaltı etmek üzere mutfağa giderken arkadaşım aradı ve sadece mantı dedi. Ben de tamam dedim ve beş dakika sonra otobüsteydim. Evet beş. Sonrası iyilik güzellik. Arkadaşlarımla yakın ilişkiler kurmam gerektiğini friends izlerken idrak etmiştim. Çünkü küçük yaştan beri kitap okumaya bayılırım.Kitaplar varken  kimin arkadaşa  ihtiyacı var ki diye düşüyordum. Dahası üşeniyordum. Sıcak ve güvenli evinizde kitap okumak varken niçin dışarı çıkıp para harcayıp canınızı tehlikeye atasınız ki? Düşünce bu. Tam olarak yanlış değil şimdi birbirimizi kandırmayalım. Bir kısmı yanlış,çünkü arkadaşlar olmadan herhangi gerçek deneyim yaşama şansınız da az oluyor.Tamam kitaplar hala bana çoğu arkadaşımdan daha yakınlar.Ve kitaplar başkasının da hayatını okuyup bitirme olanağı sağlıyor.Ve kitapların hiç sarjı bitmiyor.Ve seni hiç yalnız bırakmıyorlar. Tamam.Ama tek başına özgürlük ne işe yarayacak? özgürlük mutlaka paylaşılacak suç ortağı bir sevgiliyle..

Gidiyorum şimdi. Lütfen kendine çok iyi bak.


Bu da canım Morrissey'in en sevdiğim konser kayıtlarından biri.İspanyolca alt yazılı halini bulabiliyorum.Olsun.

11 Mart 2016 Cuma

happy together


Bugün artık mutsuz olmayı bırakmak adına onlarca karar alıp rahatladım.Şimdi tek yapmam gereken onlara uymamak. ^.^

Bu da şarkısı;

9 Mart 2016 Çarşamba

-

Selam,bugün acayip mutsuzdum.Çünkü dün , görmeyi hiç beklemeyeceğim birini gördüm. Ve tahmin edebileceğin gibi kalbim gargamelden kaçan şirinler gibi pıt pıt attı. Ama, o kadar özlemişim ki. Çünkü salak biriyim. Çünkü bunun bir önemi yok. Bugün canım yemek de yemek istemiyordu ama sabah kahvaltı etmeyi unuttum. Yemekhanede tek başıma yerken Kenyalı bir kız geldi yanıma.Kenyalı olduğunu sonradan öğrendim tabi,sohbet ederken. Türkçesi iyi değildi İngilizce konuşabiliriz dedim. Niçin üzgün duruyorsun dedi sonra. Düşünsene Kenya'da yaşıyorsun. Sonra Ankara'da yaşayan benimle kıymalı ıspanak yerken benim mutsuz olmam hakkında konuşuyorsun.Hayat garip.
Öyle geçti gün.Şimdi biraz kitap okuyacağım.Kendine iyi bak

Bu da bugünlerde en çok dinlediğim şarkı:Passanger-Coins in a fountain


7 Mart 2016 Pazartesi

Selam.Dost olalım mı?

Merhaba.Ben buradayım sevgili okuyucu sen neredesin diye Oğuz Atay vari bir giriş yapmak isterdim ama ondaki derinliğin onbinde birine sahibim.Bunun için üzgünüm. Ama hayat zaten her şey için üzgün olmakla geçiyor. O yüzden burada daha mutlu bir şeyler yazamaya çalışacağım. İşin aslı kendi hayatımdan sıkıldım. Her şey yolunda gitmesine rağmen arka fonda -eksik bir şey mi var- çalmakta mütemadiyen. Evet eksik şeyler var. Onlar her zaman olur. Çoğu zaman görmezden geldiğimiz için de mutlu sayarız kendimizi. Çok az kişinin totalde mutlu olduğunu düşünüyorum.
Üzgünüm. Bir anda açıp okumaya başladığın blog sana üzgünsün dediği için. Ama belki sen de o çok az kişinin içindesin dostum. Evet evet öylesin. Hayat güzel. Lütfen beni ciddiye alma.

Şimdi gitmem gerek, kendine iyi bak =)